Veysel Göktekin

Veysel Göktekin


ÜNİVERSİTEDE İDARİ PERSONEL OLMAK

01 Aralık 2019 - 14:29 - Güncelleme: 14 Ocak 2021 - 12:28


Üniversitelerde on binlerce akademisyen ve bir o kadar da idari personel çalışıyor. Üniversiteler denince nedense hep akademisyenlerin özlük hakları ve maaşları gündeme gelir. Her nedense idari personel hep unutulur. Oysa, idari personel üniversitelerin en önemli varlıklarından birisini oluşturuyor. Yani onların mutlu olmadığı bir üniversitede huzuru ve başarıyı yakalamak mümkün değil!
Üniversite demek sadece akademisyen demek değildir!
Daha da vahimi, eşdeğer pozisyonda olan diğer kamu görevlileri onore edilirken, üniversiteler ya hepten unutulur ya da çifte standart uygulanır. Bir dönem profesör ve doçentler ve tüm akademisyenlere özel zam yapılmış, fakat idari personele zırnık verilmemiş, üstelik birde idari personel arasında adaletsizlik yapılıp idari personel arasında çalışma barışı da bozulmuştur.
“11 Haziran’da yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunla, daire başkanlarının ek göstergesi 3000’den 3600’e çıkartıldı.

Çifte standart

Ancak, bu düzenleme yapılırken üniversitelerdeki genel sekreter yardımcıları, fakülte, yüksek okul ve enstitü sekreterleri, bir kez daha mağduriyete uğratıldı.
Nitekim daire başkanlarının ek göstergeleri fakülte sekreterleri ve üniversite genel sekreter yardımcıları ile aynı (3000) iken, daire başkanlarının ek göstergeleri 3600’e çıkartılarak emekli maaşları ve emekli ikramiyeleri artırıldı.
Daire başkanlarının amirleri konumunda olan üniversite genel sekreter yardımcılarının ve daire başkanları ile aynı konumda bulunan fakülte sekreterlerinin ek göstergeleri 3000’de, yüksek okul ve enstitü sekreterlerinin ek göstergeleri 2200’de kaldı.
Bu durum açıkça bir haksızlıktır ve acilen giderilmesi gerekmektedir.

Amirler mağdur edildi!

Üniversite daire başkanlarına bir iyileştirme yapıldığı doğrudur. Ancak, bu iyileştirme üniversite haricindeki daire başkanlarına sağlanan haklarla aynı değildir. Nitekim ek göstergeleri 3600’de eşitlenen daire başkanlarından Müstakil Daire Başkanları ile Gelir İdaresi Daire Başkanları, Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanları maaşlarına önemli miktarda maaşlar öngörülürken, üniversite daire başkanları için düşük maaş ve emekli maaşı ngörülmektedir.
Görüldüğü gibi 3600 ek gösterge alan Daire Başkanı unvanlı personelin tümü aynı özlük hakkına kavuşturulmadı. Mağdur edilen Genel Sekreter Yardımcıları, Fakülte, Yüksekokul ve Enstitü sekreterlerinin gerek yan ödeme gerek özel hizmet tazminatları ve ek gösterge konusundaki mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir...”
Dönemin Maliye Bakanı Şimşek, bir milletvekilinin ek ödemeleri düşük belirlenen veya hiç ek ödeme yapılmayan personelle ilgili soru önergesinde yer alan sorulara verdiği cevapta aynen şunları söylemektedir:
“Söz konusu KHK, özü itibarıyla farklı kamu idarelerinde aynı hizmet sınıfında aynı veya benzer unvanlı kadrolarda bulunan personel arasındaki ücret dengesizliğinin kaldırılmasına yönelik bir düzenleme olup, tüm kamu görevlileri için uygulanan genel bir maaş ve ücret artışı düzenlemesi değildir. Bu nedenle, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameyle ücret dengesizliği bulunmayan personele yönelik herhangi bir ücret artışı öngörülmemiştir”.
Maliye Bakanı’nın soru önergesine verdiği cevap çelişkilerle doludur. Sayın Maliye Bakanı, Bakanlık, Genel Müdürlük ve Vergi Daire Başkanlıkları aynı veya benzer unvanlı kadrolar değil mi? 30 yıldan beri eşdeğer kabul edilen fakülte sekreteri, üniversite genel sekreter yardımcısı ve daire başkanı kadroları ne zaman farklı kadrolar haline getirildi?
Peki, onların günahı nedir?
Diğerlerine de daha sonra sıra gelecek denmişti!
Ne zaman gelecek?
?????????
Bu adaletsizlik ne zaman sona erecek?
????????
Balık kavağa çıkınca mı?
Sendikalara da bir şey demiyorum artık.
Onların zaten işleri başlarından aşkın? 
Onları da dinleyen yok zaten ...
Lafı uzatmadan gevelemeden esasen diyeceğim şu ki, sorun sadece üniversitelerdeki idari personel sorunları değil. Aslında üniversitelerde sorun büyük ama çözümü de basit ...

İşte bu sorunlardan bazıları ve çözüm önerileri: 

-Yükseköğretimde reform yapılmasının gerekliliği konusunda toplumun tüm kesimleri arasında uzlaşma olmasına rağmen, bugüne değin YÖK’ün yapısı ve rektör atamalarıyla sınırlı kalan kısır tartışmalara saplanıp kalan reform ve değişim beklentilerini karşılayacak; siyasi, sosyal, toplumsal ve iktisadi değişim ve dönüşümlere, talep ve beklentilere cevap verebilecek bir yükseköğretim sistemi inşasının vakti gelip geçmektedir.

-Türkiye’nin iktisadi ve toplumsal kalkınmasına yeni bir soluk getirecek nitelikte bilimsel bilgi ve teknoloji üretiminde, öncü nesillerin yetiştirilmesinde aktif rol oynayacak üniversiteleri oluşturacak, özgür düşünceye sahip bireyler yetiştirecek, kalkınmaya yönelik akademik üretimin yanı sıra, iş güvencesini esas alan, katılımcı bir yükseköğretim yönetimini önceleyen yeni bir yükseköğretim kanunu ivedilikle çıkarılmalıdır. 

-2547 sayılı Kanun’un 13/b-4 maddesinin üniversite rektörlerince sınırları çizilmemiş yetkiye dayanılarak bir baskı, sürgün, mobbing, hukuksuzluk, sendikal ayrımcılık aracı olarak kullanılmasına son verecek adımlar atılmalıdır.

-Üniversitelerin topluma katkıda bulunan, bilimsel bilgi üreten kurumlar hâline dönüşebilmeleri ve akademisyenlerin zamanlarını araştırmaya, bilgi üretmeye hasredebilmeleri için akademik personelin iş güvencesinin sağlandığı, mali haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirildiği, akademik yükselmelerin objektif ve adil bir şekilde gerçekleştirildiği, özgürlüğünün ve haklarının genişletildiği, sağlam bir esasa kavuşturulduğu bir yükseköğretim sistemi elzemdir.

-Uluslararası literatürde ‘üniversite personeli’ kavramı içinde idari personel akademik personelden ayrı düşünülmemekte olup akademik personele tanınan özlük haklarından idari personel de faydalandırılmalı, bu bağlamda özlük hakları üniversite personelinin bütünlüğü ekseninde ele alınmalıdır.

-Yükseköğretim sisteminin işleyişinde zorunlu ve gerekli işleri üstlenen idari personelin; üniversitelerarası yer değiştirme, tüm üniversiteleri kapsayacak merkezi ve rutin görevde yükselme, kurum içinde idari yönetim görevlerini üstlenme, kurum içi liyakat ve kariyer esasları dâhilinde ilerleme başta olmak üzere, sosyal ve çalışma şartlarından kaynaklı taleplerinin karşılanması konusunda siyasi ve idari irade ortaya konulmalıdır.

Elbette herkesin sorunları var ancak, ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu yüzden hizmetlisinden rektörüne, tüm üniversite personeline, hak ettiği değeri verelim. Çünkü onlara en değerli varlığımız olan gençlerimizi ve ülkemizin geleceğini emanet ediyoruz!..

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum