TÜRKİYE NİHAYET SOYKIRIMCILARA KARŞI HUKUKİ ADIMI ATTI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Netanyahu ve İsrailli Bakanlara Yakalama Emri. 37 kişi hakkında 'soykırım' ve 'insanlığa karşı suç' suçlamasıyla işlem başlatıldı; İsrail kararı 'halkla ilişkiler gösterisi' olarak nitelendirdi. Bu karar, Türkiye'nin son yıllarda İsrail'e karşı aldığı en sert hukuki adımlardan biri olarak dikkat çekiyor. Sürecin hem diplomatik ilişkiler hem de uluslararası yargı alanında yankı bulması bekleniyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı İsrael Katz ve Sınır Güvenliği Bakanı Itamar Ben Gvir’in de bulunduğu 37 kişi hakkında yakalama emri çıkardı.
Açıklamaya göre, söz konusu isimlerin Türk Ceza Kanunu’nun 76. maddesinde düzenlenen “soykırım” ve 77. maddesinde tanımlanan “insanlığa karşı suçlar” kapsamında yargılanmaları istendi. Bu suçların cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis olarak öngörülüyor.
Üst düzey askeri isimler de listede
Yakalama emri çıkarılan isimler arasında, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama da bulunuyor.
Soruşturmanın, özellikle Gazze’de sivillere yönelik saldırılar ve insani yardımların engellenmesi iddiaları çerçevesinde yürütüldüğü belirtildi.
Savcılık, kararın uluslararası hukuk ve insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde alındığını vurguladı.
İsrail’den tepki: “Halkla ilişkiler gösterisi”
İsrail hükümeti, Türkiye’de alınan yakalama kararına sert tepki gösterdi. İsrail Dışişleri yetkilileri, kararın “siyasi amaçlı ve halkla ilişkiler gösterisinden ibaret” olduğunu savundu.
İsrail basını, kararın uluslararası hukukta “sembolik” bir adım olarak değerlendirildiğini, ancak diplomatik etkilerinin olabileceğini aktardı.
TCK 76 ve 77. maddeler ne diyor?
Madde 76 – Soykırım: Bir ulusal, etnik, ırksal veya dinsel grubu kısmen veya tamamen yok etmek amacıyla yapılan eylemler, soykırım suçu sayılıyor.
Madde 77 – İnsanlığa Karşı Suçlar: Sivil halka yönelik yaygın veya sistematik saldırıların parçası olan fiiller bu kapsamda değerlendiriliyor.
Her iki suç için de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülüyor.
Uzmanlardan değerlendirme: “Sembolik ama siyasi etkisi büyük”
Uluslararası hukuk uzmanları, Türk yargısının bu tür kararlarının uluslararası alanda diplomatik ve hukuki baskı oluşturabileceğini, ancak fiili tutuklama yetkisinin yalnızca uluslararası mekanizmalarla mümkün olabileceğini belirtiyor.
Ankara’nın bu adımının, Gazze’de devam eden sivil kayıplara yönelik tepkinin hukuki zemine taşınması olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.