Habercilik, gazetecilik pahalı bir iştir. Habere ulaşmak, haber yapmak öyle sanıldığı gibi masa başında oturup yazmak değildir. Gazetecilik gerçekten pahalı bir meslek. Büro kirası, eleman ücretleri, vergiler, sigorta primleri, bilgisayar ekipman vb. diğer masrafları var…
Medya, iletişim literatüründe bir araç olarak tanımlanır. Bilgiyi, haberi kaynağından alır ve son kullanıcı olan okura veya izleyiciye iletir. Yani enformasyonu kaynaktan alıcıya ulaştıran bir araçtır. Kimi medya kuruluşları bu görevi işine geldiği gibi kullanabilir. İlkeli gazetecilikte, medya olma görevini kamu yararına göre belirler. Eğer bir enformasyon halkın faydasına olacaksa İlkeli gazeteci için haber değeri vardır. Bunu engellemek için siyasi baskı ve mali zorluklarla karşılaşsa da görevini yerine getirme noktasında taviz vermez.
Bugün neden bu böyle bir yazıyı yazma ihtiyacı duydum sizce?
Önümüz de bir seçim var!
Bu seçim sürecinde reklam kokan siyasi haberler çoğaldı. Adam, bedavadan haberini yaptırıyor ama reklam vermiyor.
Partilerinden aday olmak rol kapmak isteyen hepsi değil ama bir çok siyasi, reklam vereceğim diye haberlerini yaptırıp gazetecileri oyalıyor. Uyanık ya vatandaş, seçmenleri kandırdığı gibi gazetecileri de kandırmaya çalışıyor. Sözde uyanık geçiniyor. Bu da hiç hoş değil. Adaysan, yola çıktıysan, partine aday olmak için para yatırıyorsan, basın kuruluşlarına da reklam ücretini ödeyeceksin. Reklam verdim diye de hiçbir basın kuruluşunu özel habercin gibi kullanamaya çalışmayacaksın.
Medyanın, gazetecilik mesleğinin sorumluluğu “kamu yararına” karşıdır. Reklam verene karşı değil.
Elbette her gazete ve internet medyası için reklam önemlidir ancak, reklam için ilkelerinden vazgeçecek herhangi bir basın kuruluşuna Karaman’da pek ratlayamazsınız. Vergiye kaydı olmayan gerekli şartları yerine getirmeyen merdiven altı bazı internet medya kuruluşları, üç beş kuruş reklam geliri uğruna ilkelerini çiğniyorsa diğer ilkeli basın kuruluşlarını bağlamaz.
Bir basın kuruluşunun reklam için bir markaya ya da bir siyasi kuruma şantaj yapması ya da gayri ahlaki yöntemlerle tehdit etmesinin ne kadar karşısındaysak reklamın da basın kuruluşlarına karşı bir sopa olarak kullanılmasının o kadar karşısındayız.
Aksi durumda yıllardır kendi imkanları ile dimdik ayakta duran bir medya kuruluşu değil, rüzgâra kapılıp kaybolan nüshalar olarak tarihin tozlu raflarında yerimizi alırdık.
Basın mensupları olarak derdimiz bize niçin reklam vermiyorsunuz derdi değil. Öyle olsaydı, kolay olanı yapardık ve gereksiz bir sürü reklam alırdık. Aslı olmayan, reklam kokan haberlerle kamuoyunu, okuyucularımızı ve Karaman’ı gereksiz gündemlerle meşgul ederdik. Biz de kaybederdik, onlar da kaybederdi.
‘’Benim haberlerimi öne çıkarmazsan sana reklam vermem’’ anlayışına ve “emredici”, “sopa gösterici” yaklaşımda olanlara ilkeli olan hiçbir basın kuruluşu ya da gazeteci izin vermez ve vermemeli de.
Bizim derdimiz “gazetecilik” yapmak. Sanılan değil, yapılan değil. Herhangi bir kimsenin hakkına hukukuna girmek değil, “gazeteciliğin kendisini” yapmak. Didişmek, kavga etmek, afra, tafra yapmak kimseye yakışmayacağı gibi bize hiç yakışmaz. Derdimiz, milletimiz adına kullanılan milletimizin imkanlarının denetçisi olmak, kamu kaynaklarının har vurulup savrulmasına mani olmak. Kabul edersiniz ki, yazımın başında da söyledim gazetecilik pahalı bir iş, özellikle yerel basın, kamu ilanlarından neredeyse hiç faydalanmıyor ya da faydalandırılmıyor. Faydalansa da yaraya merhem olacak seviyede değil. Gelen resmi ilan gelirleri işletme giderlerinin 4/1’ini bile karşılamıyor. Resmi ilanlardan Karaman’da bir kaç yerel basın kuruluşu hariç zaten hiçbir basın kuruluşu belirli şartları yerine getiremediği için faydalanamıyor. Kamu bankalarının bazı reklamları oluyor onlardan da zaten geçmişte olduğu gibi iktidara yakın bir kısım medya kuruluşları faydalanıyor ya da faydalandırılıyor o kadar.
Resmi ilanlar, kamu bankalarının ve KİT’lerin reklamları adaletsiz bir şekilde belli yandaş medya kuruluşlarına aktarılıp besleniyorsa özgür basından, ilkeli habercilikten bahsedilemez.
Gazeteci arkadaşlar da şunu da iyi bilmelidir ki, ilkeli bir gazeteci, bir bilginin, haberin yayını ya da yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi menfaat sağlayamaz; çıkar çatışması yaratmaktan kaçınır. Gazeteci, konumu ne olursa olsun haber kaynağı olarak kişi ve kurumlarla iletişimini ve ilişkisini meslek ilkelerini gözeterek yürütür. Gazeteci; mesleğini, reklamcılıkla, halkla ilişkilerle veya propagandacılıkla karıştıramaz. İlan - reklam kaynaklarından herhangi bir telkin, tavsiye alamaz, maddi çıkar sağlayamaz. Aksini yapanlar, gazetecilik mesleğinin saygınlığına zarar vermekle kalmazlar, gazetecilik mesleğinin saygınlığına gölge düşürürler.
Tüm vatandaşlarımıza bir çağrım var: Gazetecilere ve basın kuruluşlarına destek verin, gazete satın alıp okuyun. Alacağınız her gazete hem sizin hem de gazetecilerin özgürlüklerini koruyacaktır. Özellikle daha yaşanabilir bir çevre/kent istiyorsanız. Yerel gazetecileri ve yerel internet haber sitelerini ve yerel gazeteleri destekleyin. Mutlaka yerel gazeteleri satın alın. Onlar olmazsa, ne sizin bozuk yollarınız onarılır, ne de aksayan işler düzelir. Gazeteci özgür olursa, haberleri eğip bükmeden, olayları örtüp gizlemeden yazar. Etik kurallardan da asla taviz vermez. Daha fazla özgürlük isteyenler, haklarını korumak isteyenler gazetecileri desteklemeli, onların yanında olmalıdır. Yoksa biz “Memlekette aksaklıkları yazacak gazeteci yok” diye daha çok dövünürüz.” saygı ve muhabbetlerimle.







