Engel Tanımayan Eller: Bir Kermes Günlüğü
Güneş o sabah, Karaman’ın sokaklarına sadece ışık değil, aynı zamanda büyük bir umut taşıyarak doğmuştu. Meydanda kurulan beyaz çadırın altında hummalı bir hazırlık vardı. Ama bu hazırlık, sıradan bir pazar yerinden çok farklıydı; burada her bir lokma sevgiyle yoğrulmuş, her bir gülümseme sabırla dokunmuştu.
Annelerin ve Ablaların Dualı Elleri
Masaların üzerinde duran o tepsiler dolusu börekler, rengarenk kurabiyeler sadece un ve şekerden ibaret değildi. Annelerimiz ve ablalarımız, gecenin sessizliğinde dualarla açmışlardı o hamurları. Her bir susam tanesinde, çocuklarının geleceğine dair bir umut gizliydi. Onlar, elleri öpülesi bir sabırla kermesin görünmez kahramanlarıydı.
Gençlerin Neşesi: Muhammed, Osman ve Diğerleri
Tezgahın arkasında ise hayatın en saf hali vardı. Muhammed, Osman, Fahri, Ahmet ve Kâmil… Her biri birer görev adamı gibi işinin başındaydı. Kimi simit kutularını düzenliyor, kimi gelen misafirlere en içten "hoş geldiniz"ini sunuyordu. Ayşegül ve Beyza’nın gözlerindeki ışıltı, oradan geçen herkesin durup bir kez daha bakmasına neden oluyordu.
O gün orada sadece ürünler satılmıyordu; önyargılar yıkılıyor, gönüller arasında görünmez köprüler kuruluyordu. Tekerlekli sandalyelerin teker sesleri, neşeli sohbetlere karışıyor; beyaz çadırın altı, bir günlük de olsa dünyanın en mutlu köyüne dönüşüyordu.
Büyük Bir Aile Olmak
Karaman Özel Gereksinimli Erenler ve Aileleri Derneği çatısı altında toplanan bu kitle, dünyaya sessiz ama çok güçlü bir mesaj veriyordu: "Biz buradayız, bir aradayız ve birbirimizin elini tuttuğumuz sürece her şeyi başarabiliriz."
Gün sonunda yorgunluk vardı ama yüzlerdeki o gurur dolu ifade her şeye değerdi. Çünkü o kermeste biriken sadece maddi bir destek değil, "biz" olmanın verdiği o tarif edilemez güçtü.







