Bir Etkinlik Nasıl Türkiye Gündemi Oldu?
Bazen bir programın birkaç dakikalık bölümü, günlerce süren tartışmaların fitilini ateşleyebilir. Karaman’da 12 Mart etkinliklerinde yaşanan bir sahne de tam olarak böyle oldu. Piri Reis Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda öğrencilerin İstiklal Marşı’nı Arapça olarak okuduğu görüntüler kısa sürede sosyal medyada yayıldı. Yerelde başlayan tartışma, çok geçmeden ülke gündemine taşındı ve bazı siyasi parti liderlerinden de sert açıklamalar geldi.
Oysa 12 Mart, milletimizin hafızasında son derece özel bir yere sahiptir. Bu tarih, İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümü olduğu kadar büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u anma günüdür. Ülkenin dört bir yanında olduğu gibi Karaman’da da bu anlamlı gün çeşitli programlarla yad edildi.
Tartışmaya konu olan bölümde bazı öğrencilerin İstiklal Marşı’nı Arapça olarak okuduğu görüldü. Bu görüntüler farklı yorumlara yol açtı. Kimi vatandaşlar bu durumu eleştirirken, kimileri de bunun bir ders etkinliği ya da sahne gösterisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Programın açılışında İstiklal Marşı, bestesiyle ve resmi şekliyle Türkçe olarak okunmuştur. Aslında bu tür durumlarda yapılması gereken ilk şey, olayın bütün yönlerini anlamaya çalışmaktır. İmam hatip okullarında Arapça dersinin verildiği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle söz konusu okumanın, bir Arapça öğretmeninin öğrencileriyle hazırladığı temsili bir gösteri ya da şiir okuma etkinliği olarak planlanmış olması muhtemeldir. Nitekim marş, bestesiyle değil şiir olarak okunmuştur.
Programa davetli olan protokol üyelerinden Karaman Belediye Başkanı Savaş Kalaycı da program devam ederken durumun yanlış anlaşılabileceğini fark etmiş ve başka programlarını gerekçe gösterip salondan ayrılmıştır.
Öte yandan kamuoyunda oluşan hassasiyet de anlaşılabilir bir durumdur. İstiklal Marşı, bu milletin bağımsızlık sembolüdür ve toplumun geniş kesimleri için son derece güçlü bir anlam taşır. Bu nedenle böyle bir etkinlik planlanırken programın içeriğinin protokole ve kamuoyuna daha açık şekilde anlatılması, muhtemel yanlış anlamaların önüne geçebilirdi. Görünen o ki burada asıl sorun, niyetten çok iletişim eksikliğidir.
Kulislerden aldığımız bilgilere göre bu tür resmi programlar öncesinde hazırlanan etkinlik akışı ve program içeriği ilgili makamlara önceden bildirilmektedir. Ancak söz konusu program akışında öğrencilerin İstiklal Marşı’nın Arapça tercümesini okuyacağına dair açık bir ifadenin yer almadığı ve programın bu içeriğinden vali beye bilgi verilmediği söyleniyor. Bu durum da yaşanan tartışmaların nedenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Yine kulislerden yansıyan bilgilere göre programın ardından Karaman Valisi Hayrettin Çiçek, konuyla ilgili olarak İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan, programdan sorumlu yetkililer ile ilgili okul müdürü ve öğretmeni makama çağırarak değerlendirmelerde bulunmuş ve bundan sonraki programlarda daha dikkatli olunması konusunda uyarılarda bulunmuştur. Bu durum da konunun devlet ciddiyeti içinde ele alındığını göstermektedir.
Bir başka noktayı da hatırlamakta fayda var. Karamanoğlu Mehmet Bey’in meşhur fermanı tarihsel olarak Farsça’nın devlet işlerinde kullanılmasına karşı söylenmiştir; Arapça’ya karşı bir ifade değildir. Dolayısıyla tarihî meseleleri bugünün tartışmalarına öfke üzerinden taşımak sağlıklı sonuçlar doğurmaz.
Eleştirenler ve Tepki Verenlerin Hiçbiri Programda Yoktu
Salonda Olmayanlar Sonradan Konuştu!
Burada dikkat çeken bir başka husus daha vardır. İstiklal Marşı’na büyük değer verdiğini ifade eden bazı siyasi partiler, siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları bugün sert açıklamalar yapmaktadır. Ancak aynı isimlerin önemli bir kısmının söz konusu programa katılmadığı da görülmektedir.
Eğer bu isimler o gün salonda bulunmuş olsaydı, itirazlarını ve tepkilerini doğrudan orada dile getirebilir, belki de tartışmanın büyümeden çözülmesine katkı sağlayabilirlerdi. Bu nedenle eleştirilerin yalnızca sonradan yapılması da ayrı bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Öte yandan dikkat çeken bir başka durum da şudur: Programa katılanların büyük bir kısmı da yaşanan olayın arka planı ve programın içeriği hakkında kamuoyuna yeterli bir açıklama yapmamıştır. Bu durum, olayın farklı yorumlara açık hale gelmesine ve tartışmaların daha da büyümesine zemin hazırlamıştır.
Sağduyuya En Çok İhtiyaç Duyduğumuz An
Bugün bize düşen, çocuklarımızın iyi niyetle hazırladığı bir etkinliği büyütüp toplumsal gerilim üretmek değil; varsa eksiklerden ders çıkararak daha sağlıklı organizasyonlar yapılmasını sağlamaktır. Unutmamak gerekir ki o sahnedeki öğrenciler, bu ülkenin evlatlarıdır. Onların emeklerini ve cesaretlerini takdir etmek, tartışmaların dilini de daha yapıcı hale getirecektir.
Sonuç olarak meseleleri anlamaya çalışmak, peşin hükümlerden kaçınmak ve sağduyuyu korumak her zaman en doğru yoldur. Çünkü İstiklal Marşı’nın bize hatırlattığı en önemli şeylerden biri de ortak değerler etrafında kenetlenebilme iradesidir.







