Artık neredeyse her kamu kurumunun girişinde, toplantı salonlarında, internet sitelerinde aynı kelimelerle karşılaşıyoruz: “Şeffaflık”, “hesap verebilirlik”, “etik değerler”... Ne güzel sözler! Ama yalnızca duvarları süslüyor, uygulamaya gelince izlerini sürmek neredeyse imkânsız.
Bugün kamuda liyakatın yerle bir edilmesinin, vatandaşın adalet ararken duvarlara toslamasının sebeplerinden biri de “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu”nun (KVKK) amacından saptırılarak kullanılmasıdır.
Oysa KVKK’nın amacı açıktır: Bireylerin özel hayatının gizliliğini ve temel haklarını korumak. Ne var ki, bu kanun giderek şeffaflıktan kaçan kamu kurumlarının sığınağına dönüşmüştür. Gazeteciye, vatandaşa, denetleyiciye sorularının karşılığı hep aynıdır:
“KVKK nedeniyle paylaşamıyoruz.”
Bir üniversitelerde öğretim elemanı alınır, kim alındı hangi puanla alındı açıklanmaz. Belediyelerde hiç bir sınav puan şartı olmaksızın torpille hülle atamalar yapılır, ardından torpille sınavsız alınan bu şahışlar başka kurumlara daire başkanı, il müdürü il müdür yardımcısı... gibi makamlara atanırlar, nedenini sormak bile yasaktır. Çünkü KVKK zırhı vardır. Özel idare gibi bazı kurumlar kura çekerek işçi alımı yaptığını söyler, kimlerin alındığı gizlenir.
Geçtiğimiz aylarda bir memur sendikasının, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde (KMÜ) geçmişte üst makamlara yapılan sınavsız atamalar konusunu gündeme getiren basın açıklamasını haber sitemizde yayınladık. Üniversite yönetimi hemen “KVKK gerekçesiyle” tekzip gönderdi. Ama gönderdikleri metinle aslında sınavsız atamaların yasal olduğunu savunan bir tekzip göndererek sınavsız ve hülle atamaları kendileri de kabul etmiş oldular. Tek yaptıkları; halkın bilgi alma hakkını, KVKK perdesiyle engellemeye çalışmak oldu.
Oysa kimse özel bilgiler peşinde değil. Talep edilen şey, sadece kamu adına yapılan işlemlerin şeffaf olması. Kamu görevi kamuya aittir. Bu görevler, o koltukta oturan kişinin değil, ona maaş ödeyen halkındır. Hangi kıstaslarla atandığını bilmek, her vatandaşın hakkıdır.
Kaldı ki Sayıştay raporları, onlarca kurumda usulsüz atamaları belgelerle ortaya koyuyor. Ancak bu bilgiler bile kamuoyuna tam olarak ulaşamıyor. Neden mi? Yine aynı perde: KVKK.
Bir Kanun, İki Amaç Arasında Sıkışamaz
6698 sayılı KVKK, özel hayatı, sağlık ve banka bilgilerini korumak için vardır. Ancak sınav puanı, atama süreci, liyakat durumu gibi kamu görevine ilişkin bilgiler kişisel değil, kamusal verilerdir. Bunları gizlemek; hukuksuzluğa, torpile ve adaletsizliğe hizmet eder.
Rakamlar da tabloyu ortaya koyuyor:
2023’te KVKK ihlallerine dair başvuru sayısı 20.000’i aştı.
Şeffaflık taleplerinin %65’i “kişisel veri” gerekçesiyle reddedildi.
Sayıştay, 60’tan fazla kamu kurumunda usulsüz personel atamaları tespit etti; ama bunların çoğu kamuya açıklanmadı.
Buradan yetkililere çağrımızdır:
1. KVKK açıkça revize edilmeli; kamusal görev bilgileri kapsam dışı bırakılmalıdır.
2. Tüm atama ve ihale süreçleri kamuoyuna açık şekilde duyurulmalıdır.
3. Liyakat ilkesi, sadece bir ideal değil, somut bir uygulama standardı haline getirilmelidir.
4. KVKK, şeffaflığı örten değil, hukuku koruyan bir araç olmalıdır.
Şeffaflık bir vitrin süsü değil, demokrasinin temelidir. Korkulacak olan şeffaflık değil, karanlıkta büyüyen düzendir. Gazeteci, halk adına gerçeğin peşine düşer. Bilmek herkesin hakkıdır.








Bir ülkede adaletin terazisi bozulduğunda, bunun en net göstergesi kamuya yapılan atamalarda ortaya çıkar. KMÜ'de bunun örnekleri çok. Müdürlük sınava girip 92 puan alan bir şef mülakatta elenirken, daha önce girdiği şeflik sınavda 67,5 puan alıp başarısız olan bir memur hiçbir kriter aranmadan hülle yolu ile daire başkanı yapılması, sadece bireysel bir haksızlık değil; sistemin çürüdüğünün göstergesidir. Üstelik bu tabloyu sorgulamak isteyenlerin karşısına sürekli aynı gerekçe çıkarılıyor: ''KVKK var paylaşamayız.” Oysa burada gizlenen bir özel hayat değil, kamu adına yapılan bir işlemdir. Kamu görevine gelen kişinin hangi ölçütlerle seçildiğini bilmek, o maaşı ödeyen vatandaşın en doğal hakkıdır. “Liyakat” ve “adalet” kavramlarının sıkça dillendirildiği ama uygulamada karşılık bulmadığı bir ortamda, güven duygusu da hızla yok oluyor. Çünkü insanlar şunu açıkça görüyor: Emek değil, ayrıcalık kazanıyor.