Bayram arifesinde çarşıda ve pazarda bazı vatandaşlarımızla sohbet etme imkânı buldum. Konuştuğum insanların önemli bir kısmı, uzun yıllardır AK Parti’ye destek veren ve kendisini “AK Partili” olarak tanımlayan vatandaşlardı. Özellikle emeklilerin ve ücretlilerin dile getirdiği sıkıntılar dikkat çekiciydi.
Bugün birçok emekli ve asgari ücretli aldığı maaşla geçinmekte zorlandığını ifade ediyor. Hayat pahalılığı, kontrolsüz fiyat artışları ve alım gücündeki düşüş insanların günlük yaşamını ciddi anlamda etkiliyor. Sohbet ettiğim bazı vatandaşlar, yıllardır verdikleri desteğin karşılığını göremediklerini söyleyerek Sayın Cumhurbaşkanımıza sitemlerini dile getirdiler. Kimi zaman da kırgınlıklarını, “Biz bu günleri yaşamak için mi destek verdik?” sözleriyle ifade ettiler.
Elbette meseleye sadece siyasi pencereden bakmak doğru olmaz. Çünkü vatandaşın temel gündemi artık geçim derdi hâline gelmiş durumda. İnsanlar markette, pazarda, kirada ve temel ihtiyaçlarda yaşanan artış karşısında kendisini çaresiz hissediyor.
Kendilerine, “Muhalefetin durumu da ortada, peki ne yapalım?” diye sorduğumda aldığım cevap düşündürücüydü. Çünkü insanlar artık sadece siyasi tartışmaları değil, doğrudan kendi hayatlarına dokunan sorunların çözülmesini istiyor.
Burada hem iktidarın hem de muhalefetin toplumun gerçek gündemine daha fazla kulak vermesi gerektiği kanaatindeyim. Muhalefet kendi iç çekişmeleriyle meşgul olurken, iktidar tarafında da sahadaki ekonomik sıkıntıları yeterince hisseden ve bunu açık şekilde dile getiren isimlerin azalması endişe veriyor.
Özellikle teşkilatların ve yöneticilerin, her şeyi güllük gülistanlık gibi göstermemesi gerekiyor. Çünkü vatandaşın yaşadığı sıkıntıları görmezden gelmek ya da sadece olumlu tablo çizmek çözüm üretmiyor. Sayın Cumhurbaşkanımıza sahadaki gerçek tablo olduğu gibi aktarılmalı. Çünkü doğru teşhis olmadan doğru çözüm üretmek mümkün değildir.
Bugün emekli maaşı artsa bile, piyasadaki kontrolsüzlük ve fırsatçılık devam ettiği sürece vatandaşın alım gücü yine kısa sürede eriyor. Sorun sadece maaşın miktarı değil; aynı zamanda hayatın giderek pahalılaşmasıdır.
Artık toplumun yaşadığı ekonomik sıkıntıları küçümseyen söylemlerden uzak durmalıyız. “Her yerde araba var”, “Lokantalar dolu” gibi değerlendirmeler, geniş kesimlerin yaşadığı geçim mücadelesini gölgelememeli. Türkiye büyük bir ülke; elbette durumu iyi olan insanlar da var. Ancak önemli olan, dar gelirli vatandaşın, emeklinin, asgari ücretlinin yaşadığı zorlukları da görebilmektir.
Milletvekilleri, yerel yöneticiler ve teşkilatlar daha fazla vatandaşın arasında olmalı; gösterişten uzak, samimi bir şekilde insanların derdini dinlemelidir. Toplanan gerçek bilgiler şeffaf biçimde ilgili makamlara ulaştırılmalıdır. Çünkü sahadaki tablo ile masadaki raporlar her zaman aynı olmayabiliyor.
Bir vatandaş ve uzun yıllardır bu davaya gönül vermiş biri olarak temennim; sorunların görülmesi, gerekli adımların zamanında atılması ve milletimizin yeniden umutla geleceğe bakabilmesidir.
İnşallah yanılan biz oluruz, ülkemiz çok daha güzel günlere kavuşur.
Bu vesileyle başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam âleminin mübarek Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyor; sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum.







