Bazı insanlar bu dünyadan göçerken geride hayırla anılacak bir isim bırakır. Bazıları ise gözyaşı, yetim çocuklar, yıkılmış şehirler, toplu mezarlar ve nesiller boyunca dinmeyecek acılar bırakır.
Ratko Mladić, tarihe ikinci şekilde geçen isimlerden biri oldu.
Bosna Savaşı'nın en karanlık simalarından olan Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladić, 84 yaşında Lahey'deki hapishanede öldü.
Öldü…
Fakat ölümü, yaptıklarını ortadan kaldırmadı.
Çünkü insan ölür ama yaptıkları tarihte kalır. Hele geride binlerce mazlumun kanı, parçalanmış aileler ve toplu mezarlar bırakmışsa tarih o ismi kolay kolay silmez.
Mladić denildiğinde dünyanın hafızasına kazınan ilk kelimelerden biri Srebrenitsa olacaktır.
Temmuz 1995…
Avrupa'nın göbeğinde, dünyanın gözleri önünde 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk katledildi. İnsanlar ailelerinden koparıldı. Anneler evlatlarından, kadınlar eşlerinden ayrıldı. Kurşuna dizilen insanlar toplu mezarlara gömüldü.
Dünya baktı.
Bosna ağladı.
Srebrenitsa kanadı.
Fakat Boşnaklar teslim olmadı.
Bosna'nın acısı yalnız Srebrenitsa ile de sınırlı değildi. Saraybosna yıllarca kuşatma altında tutuldu. Keskin nişancılar sokaklarda ölüm saçtı. Evler bombalandı. Çocuklar öldürüldü. İnsanlar ekmek kuyruğunda, su taşırken, evlerinin önünde hayattan koparıldı.
Ama bütün bu zulmün karşısında bir gerçek değişmedi:
Bosna diz çökmedi!
İşte bugün üzerinde durmamız gereken asıl mesele budur.
Mladić öldü.
Ama Bosna yaşıyor.
Saraybosna ayakta.
Mostar ayakta.
Srebrenitsa ayakta.
Boşnak milleti ayakta.
Mladić yıllarca adaletten kaçtı. Sonunda yakalandı, yargılandı; soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından mahkûm edildi. Ömrünün son dönemini bir mahkûm olarak geçirdi.
Şimdi ise dünya hayatı sona erdi.
Ölüm bazıları için kurtuluş gibi görülebilir. Fakat bizim inancımızda ölüm, yok olmak değildir. Dünya mahkemesinden sonra bir de ilahî adalet vardır. Orada makamın, rütbenin, ordunun, silahın hiçbir değeri yoktur.
Kur'an-ı Kerim'in ikazı açıktır:
“Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma.”
İşte mesele budur.
Biz hiç kimsenin ahiretteki hükmünü veremeyiz. Hüküm Allah'ındır. Fakat zulme zulüm, soykırıma soykırım, katliama katliam demekten de geri duramayız.
Çünkü sessizlik bazen zalimin en büyük yardımcısıdır.
Bugün Srebrenitsa'daki beyaz mezar taşları yalnız Boşnaklara değil, bütün insanlığa seslenmektedir:
Unutmayın!
Unutmayın ki bir daha yaşanmasın.
Unutmayın ki mazlumların çığlığı dünyanın gürültüsü arasında kaybolmasın.
Unutmayın ki çocuklarımız Srebrenitsa'yı yalnızca tarih kitaplarında birkaç satır olarak değil, insanlığın çıkarması gereken büyük bir ders olarak öğrensin.
Katiller ölür.
Zalimler ölür.
Ordular dağılır.
Makamlar biter.
Rütbeler sökülür.
Ama hakikat ölmez!
Bugün Mladić yok.
Ama Bosna var.
Bugün zulmün komutanları birer birer tarihe karışıyor.
Ama Srebrenitsa'nın beyaz taşları hâlâ dimdik duruyor.
Ve Bosna'nın dağlarından, Saraybosna'nın sokaklarından, Mostar'ın köprüsünden, Srebrenitsa'nın şehitliğinden yükselen bir ses var:
Biz buradayız!
Unutmadık!
Unutturmayacağız!
Teslim olmadık!
İnşallah kıyamete kadar da teslim olmayacağız!
Çünkü Bosna yalnızca bir toprak parçasının adı değildir.
Bosna; sabrın adıdır.
Bosna; direnişin adıdır.
Bosna; şehitlerin emanetidir.
Bosna; bütün zulümlere rağmen yeniden ayağa kalkabilmenin adıdır.
Dünya şunu iyi bilsin:
Bir şehri bombalayabilirsiniz.
Bir köprüyü yıkabilirsiniz.
Bir evi yakabilirsiniz.
Binlerce insanı katledebilirsiniz.
Ama bir milletin hafızasını, imanını ve özgür yaşama iradesini yok edemezsiniz.
Mladić öldü.
Bosna ise dimdik ayakta!
Srebrenitsa şehitlerine rahmet, Bosna'nın mazlumlarına ve kahramanlarına selam olsun.
Unutmadık. Unutmayacağız. Unutturmayacağız.






