Bir annenin yüreği ne kadar dayanabilir?.. Issız bir çölün ortasında, kavurucu güneşin altında, susuzluktan dudakları çatlayan bir yavruya bakmak kolay mıdır?.. İşte Hacer validemizin imtihanı tam da buydu.
Hz. İbrahim, Allah’ın emriyle eşi Hacer’i ve küçücük oğlu İsmail’i bugünkü Mekke’nin bulunduğu kurak vadiye bıraktığında ortada ne su vardı ne gölge ne de bir insan sesi…
Sadece iman vardı. Sadece teslimiyet vardı. Hacer validemiz şaşkındı.“Ey İbrahim! Bizi burada kime bırakıyorsun?” diye seslendi.
Cevap gelmedi. Ama sonunda şu soruyu sordu:
“Bunu Allah mı emretti?”
Hz. İbrahim başını eğip “Evet.” deyince, Hacer validemizin dudaklarından asırlardır unutulmayan o söz döküldü:
“Öyleyse Allah bizi zayi etmez.”
İşte gerçek iman buydu. İşte teslimiyet buydu. Fakat insan sebeplere de sarılmalıydı. Su yoktu…
İsmail susuzluktan ağlıyordu… Bir annenin ciğeri yanıyordu. Hacer validemiz, Safa Tepesi’ne çıktı. Ufka baktı. Kimse yoktu. Sonra Merve’ye koştu. Yedi defa iki tepe arasında gidip geldi. Her adımda umut vardı, dua vardı, gözyaşı vardı. Bugün hac ibadetinde milyonlarca Müslümanın Safa ile Merve arasında sa’y yapmasının sebebi işte budur. Çünkü Allah, bir annenin çabasını ibadet yaptı. Tam ümidin tükendiği anda, Allah’ın rahmeti yetişti. Küçük İsmail’in topuğunun altından su fışkırmaya başladı. Hacer validemiz heyecanla suyu toplamaya çalışırken “Zemzem! Zemzem!” dedi. Yani “Dur! Dur!”
Ve o gün çölden çıkan o su, bugün milyonlarca insanın şifa diye içtiği Zemzem oldu.
Aradan yıllar geçti… İsmail büyüdü. Bu kez başka bir imtihan geldi.
Hz. İbrahim, rüyasında oğlunu kurban ettiğini gördü. Bu, Allah’ın emriydi. Bir baba için bundan daha ağır ne olabilirdi?.. Ama asıl büyüklük burada ortaya çıktı. Hz. İsmail teslim oldu.
“Babacığım, sana emredileni yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun.” dedi. Ne büyük iman… Ne büyük sadakat… Tam bıçak ineceği anda Allah bir koç gönderdi. Ve insanlığa şu mesaj verildi:
Allah kan değil, teslimiyet ister. Gösteriş değil, sadakat ister. Söz değil, iman ister.
Bugün kurban keserken sadece bir hayvan kesmiyoruz. Nefsimizi, kibirimizi, bencilliğimizi de Allah yolunda feda etmeyi öğreniyoruz.
Hacer’in sabrı, İsmail’in teslimiyeti, İbrahim’in sadakati… İşte hac ibadetinin özü budur.
Unutmayalım…
Zemzem sadece bir su değildir. Bir annenin duasıdır. Kurban sadece bir ibadet değildir. Allah’a bağlılığın en büyük nişanesidir.







