Türkiye siyaseti uzun yıllardır parti içi krizlere alışık. Ancak CHP’de yaşanan son süreç, klasik bir liderlik tartışmasının ötesine geçti. Mahkemenin mutlak butlan kararıyla ortaya çıkan tablo, partiyi hukuki bir tartışmanın merkezine iterken; Meclis’te verilen siyasi mesaj çok daha net oldu.
Özgür Özel’in 110 milletvekilinin desteğiyle yeniden Grup Başkanı seçilmesi, aslında sadece bir görev seçimi değildir. Bu sonuç, CHP milletvekillerinin büyük çoğunluğunun siyasi rotasını ve lider tercihini açık biçimde ilan etmesidir. Özgür Özel’in “1 oy hariç tüm oyları aldım” ifadesi, parti içinde sanıldığı kadar derin bir ayrışma olmadığını göstermektedir.
Bugün asıl mesele şudur: CHP nereye gidiyor?
Parti tabanı uzun süredir değişim talebini yüksek sesle dillendiriyordu. Yerel seçimlerde elde edilen başarı sonrası bu değişim söylemi daha da güç kazandı. Özgür Özel’in siyaseti, geleneksel muhalefet çizgisinden daha hareketli, sahaya daha yakın ve örgüt merkezli bir anlayış taşıyor. Bu nedenle Meclis grubundan çıkan güçlü destek sürpriz değildir.
Peki teşkilatlar ne düşünüyor?
Ankara’daki tartışmaların gerçek cevabı illerde saklıdır. Özellikle Anadolu teşkilatlarının tavrı, CHP’nin geleceğini belirleyecek en önemli etkendir. CHP Karaman İl Teşkilatı gibi teşkilatlar sadece merkezden gelen kararlara göre değil, seçmenin nabzına göre pozisyon alır. Karaman özelinde bakıldığında ise tabanın büyük bölümünün “parti içi kavga değil, saha siyaseti” istediği görülüyor.
Karaman seçmeni ekonomik kriz, tarım, genç işsizliği ve göç gibi sorunlara çözüm beklerken; Ankara merkezli iç hesaplaşmaların uzamasını istemiyor. Bu nedenle teşkilatların büyük kısmı, parti içinde yeni bir kırılma yerine birlik görüntüsünün korunmasını daha değerli görüyor.
Bugün CHP’de yaşanan süreç aslında bir liderlik savaşından çok, “partinin yönü” tartışmasıdır. Daha merkez siyasete açılan, Anadolu’ya temas eden ve genç seçmene ulaşmaya çalışan bir CHP mi olacak; yoksa eski iç tartışmaların içine çekilen bir yapı mı?
Meclis’te çıkan 110 oy, en azından şimdilik bu soruya verilmiş güçlü bir cevaptır.
Ancak unutulmamalıdır ki siyasette asıl kararı delegeler değil, seçmen verir. Ve Anadolu’nun sesi duyulmadan hiçbir siyasi hareket kalıcı başarı elde edemez.







