Ramazan yine geldi… Takvim yapraklarında sadece bir ayın adı değişmedi aslında; insanın iç dünyasına açılan bir kapı aralandı. Sokakların gürültüsü aynı, işler aynı, hayatın koşuşturması aynı… Ama kalbin içinde hissedilen hava bambaşka.
İlk günler böyledir. İnsan hem sevinçli hem de mahcup olur. Bir misafir gelir gibi… Uzun zamandır görmediğin ama çok sevdiğin bir misafir. Evin toparlanır, sesin yumuşar, davranışların güzelleşir. Ramazan da kalbe böyle girer.
Sabah sahura kalkarken gözler uykulu olur ama gönül uyanıktır. Bir bardak su içerken bile insan, “Ben bugün Allah için aç kalacağım.” diye düşünür. İşte oruç sadece mideyi değil, niyeti de terbiye eder. Açlık, insanın içini boşaltmaz; aksine doldurur. Sabırla, şükürle, farkındalıkla…
İlk günlerde en çok dil zorlanır. Çünkü insan açken daha çabuk kırılır, daha çabuk kızar. Ramazan tam da bunun için gelir. Sadece yemekten içmekten uzak durmak için değil; kalbi incitmemek için… Birine sert cevap verecekken yutulan söz, belki de günün en kıymetli ibadeti olur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) oruç için, “O bir kalkandır.” buyurur. Gerçekten de öyledir. Kötü sözden, öfkeden, boş tartışmadan koruyan bir kalkandır. İlk günlerde insan bunu daha çok fark eder. Dilini tutmayı öğrenir. Bakışını düzeltir. Kulaklarını bile terbiye eder.
İftar vakti yaklaştıkça şehirde ayrı bir huzur olur. Aynı sofraya bakan milyonlarca insanın bekleyişi… Zenginin de fakirin de aynı ezanı dinlemesi… O ilk yudum suyun değeri… Belki yıl boyunca hiçbir nimetin kıymeti bu kadar anlaşılmaz.
Çünkü açlık öğretir.
Lokmanın nasıl nimet olduğunu öğretir. Bir hurmanın bile nasıl büyük bir ikram olduğunu öğretir.
Ramazan’ın ilk günleri aynı zamanda hatırlama günleridir. Unuttuğumuz dualar geri gelir. Rafdaki Kur’an iner. Secde uzar. İnsan fark eder ki kalp aslında yorulmamış, sadece ihmal edilmiştir.
Teravihlere gidilir… Omuz omuza durulur. Hiç tanımadığın biriyle aynı duaya “âmin” dersin. İşte Ramazan insanı yalnızlıktan çıkarır; cemaatin, ümmet olmanın huzurunu hissettirir.
Bu günlerde en önemli şey, başlangıcı doğru yapmaktır. Ramazan nasıl başlarsa çoğu zaman öyle devam eder. İlk günlerde kalp yumuşarsa ay bereketli geçer. Ama sadece aç kalıp hayatı değiştirmezsek, Ramazan gelir ve sessizce geçer.
Ramazan, alışkanlıkları bırakma fırsatıdır. Kırgınlıkları bitirme fırsatıdır. Kalbi hafifletme fırsatıdır.
Belki de en çok affetme ayıdır. Çünkü affeden insan hafifler. Ramazan da yük indirmek için gelir, yük bindirmek için değil.
Velhasıl; Ramazan’ın ilk günleri bir davettir. Allah kuluna, “Bana dön” der. Bu çağrı her yıl gelir ama her yıl aynı şekilde yakalanmaz. Önemli olan aç kalmak değil, kalbi doyurmaktır.
Rabbim, bu Ramazan’ın ilk günlerini son günleri gibi kıymetli yaşayan kullarından eylesin. Açlığı sadece midede değil, günahlara karşı da hissettirsin. Ve bayrama ulaştığımızda sadece sofralarımızı değil, kalplerimizi de temizlenmiş bulalım.







