Bir engelli olarak hayatım boyunca büyük acılar yaşadım. Başıma gelmedik musibet kalmadı. Zamanla şunu öğrendim: İnsan, acının da bir sırası olduğunu sanıyor. Oysa bazı acılar sıraya girmez; doğrudan hayatın tam ortasına çöker.
Yıl 2003’tü. Valilik tarafından bana engelli, benzinli bir motorlu araç verildi. O gün ilk kez, “Kendi paramı kendim kazanabilirim” dedim. Bu cümle dışarıdan basit görünebilir ama benim için bir dönüm noktasıydı. Çünkü o ana kadar hayatım, çoğu zaman başkalarının izniyle ilerlemişti. O motorla birlikte ilk kez kendi yönümü seçtiğimi, kendi yolumu çizebildiğimi hissettim.
Bu özgürlük duygusu uzun sürmedi.
2010 yılında trafik polisleri motorumu elimden aldı. Sadece almakla kalmadılar; plakasız ve ehliyetsiz araç kullanmaktan dolayı — o günün parasıyla — 3 milyar 400 milyon lira ceza yazdılar. Ardından alkol testi uyguladılar. O an içimden geçen tek şey şuydu: Zaten zor ayakta duran biriyim, ama belli ki ayakta durmam bile şüpheli görülüyordu.
Ve bu da son olmadı.
Bir süre sonra Muğla’dan telefon kaçakçılığı ve beyaz ticaretle ilgili dosyalar çıktığını öğrendim. Hayatımda adını bile duymadığım suçlar, bir anda benim kimliğimle anılmaya başladı. Dosyalar büyüdü, ben küçüldüm. Savunacak gücüm azaldı, anlatacak kelimelerim tükendi.
Bu sürecin merkezinde, 2010 yılında Karaman’da görevli emniyet birimleri vardı. Benim için o dönemin özeti isimler değil; yalnızlık, çaresizlik ve derin bir kırılmaydı.
Çoğu insan yaşananları “bir aracın alınması” olarak görebilir. Oysa mesele motor değildi.
Onlar motorumu almadılar. Ayağımı bedenimden ayırdılar.
Çünkü o araç benim için sadece bir ulaşım aracı değildi; çalışabilmenin, var olabilmenin, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmenin sembolüydü. Elimden alınan şey demir değil, hayattı.
Bazı kararlar vardır; kâğıt üzerinde verilir ama bedeni kanatır.
Bazı uygulamalar vardır; yasal görünür ama insanın ruhunda amputasyon yaratır.
O günden sonra yürümeyi değil, hayata tutunmayı yeniden öğrenmek zorunda kaldım.
Ve hâlâ her hatırladığımda şunu düşünüyorum:
Bir insandan umudunu alırsanız, geri kalan her şey zaten sessizce düşer.







Durumunu şu sözünle özetlemişsin. Onlar motorumu almadılar Ayağımı bedenimden aldılar ... Allah yar ve yardımcın olsun. İyilerin kazandığı bir dünyada yaşayalım