Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edilen yeni düzenlemeyle üniversite öğrencilerini ilgilendiren önemli bir adım atıldı. Yasayla birlikte, daha önce öğrenci affından yararlanmasına rağmen eğitimini tamamlayamayan kişilere ikinci kez af hakkı tanındı.
Türkiye'de yükseköğretim sistemi yıllardır aynı döngünün içinde. Önce plansız şekilde yeni üniversiteler açılıyor, ardından kontenjanlar artırılıyor, sonra mezun sayısı iş gücü piyasasının çok üzerine çıkıyor. Son aşamada ise eğitimini tamamlayamayanlar için peş peşe öğrenci afları çıkarılıyor. Şimdi gelinen noktada, daha önce aftan yararlanmış ancak eğitimini yine tamamlayamamış kişilere ikinci kez kapılar açılıyor.
Peki sorun gerçekten okuldan ayrılan öğrenciler mi?
Asıl mesele, yıllardır uygulanan yükseköğretim politikalarının Türkiye'yi "her ile üniversite" anlayışıyla yönetmesi oldu. Bir dönem neredeyse her il'e lise açılır gibi üniversite açıldı. Neredeyse her ilçeye fakülte, yüksekokul açıldı. Nicelik arttı ama aynı hızla nitelik artmadı. Sonuçta üniversite sayısı yükseldi, diplomalı gençlerin sayısı katlandı; ancak aynı oranda istihdam oluşturulamadı.
Bugün milyonlarca genç diploma sahibi olmasına rağmen kendi alanında iş bulamıyor. Kamuya atanmayı bekleyen öğretmenlerden mühendislere, hukukçulardan iletişim fakültesi mezunlarına kadar geniş bir kesim ya işsiz ya da eğitimini aldığı alanın dışında çalışıyor. Diploma, eskisi kadar güçlü bir gelecek vaadi sunmuyor.
Böyle bir tabloda sürekli af çıkarmak, sorunun kaynağını çözmüyor. Aksine, sistemi "nasıl olsa bir gün af gelir" anlayışına sürüklüyor. Elbette sağlık, deprem, doğal afet veya zorlayıcı nedenlerle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan vatandaşlar için makul düzenlemeler yapılabilir. Ancak afların peş peşe çıkarılması, üniversite sisteminin planlama eksikliğini örtmeye yetmiyor.
Türkiye'nin ihtiyacı yeni aflar değil; ihtiyaç duyulan alanlara göre kontenjan planlaması, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve üniversite mezunlarının istihdam edilebileceği üretim odaklı bir ekonomi oluşturulmasıdır.
Üniversite açmak kolaydır; önemli olan o üniversiteden mezun olan gence umut verebilmektir. Her yıl binlerce diplomalı işsizin arasına yenileri eklenirken, çözümü aflarda aramak yalnızca günü kurtarır. Kalıcı çözüm ise eğitim ile istihdam arasındaki bağı yeniden kurabilmektir.
Çünkü mesele diploma dağıtmak değil, o diplomaya değer kazandırmaktır.







