Her yıl 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece…
Ayrancı’da sadece bir tarih değil, adeta bir bayram yaşanır. Hıdırellez, bu güzel ilçede toprağın uyanışıyla birlikte insanların da birbirine yeniden sarıldığı, küslüklerin bittiği, hasretlerin dindiği mübarek bir buluşma gecesidir.
Karaman’ın şirin ilçesi Ayrancı’da Hıdırellez denince akla ilk gelen şeylerden biri, kurulan kıl çadırlardır. Bozkırın ortasında yükselen o kara çadırlar, aslında geçmişin bugüne kurduğu bir köprüdür. Dedelerden torunlara uzanan bir kültürün, bir yaşam biçiminin canlı hatırasıdır. O çadırların altında sadece gölgelenilmez; muhabbet edilir, hatıralar anlatılır, gönüller ısınır.
Ayrancı’da Hıdırellez, çoluk çocuk herkesin katıldığı gerçek bir halk şölenidir. Sabahın erken saatlerinden itibaren hazırlıklar başlar. Kadınlar yemekler yapar, erkekler çadırları kurar, çocuklar ise bayram sevinciyle koşuşturur. Ve o sofraların baş tacı… Ayrancı’nın meşhur obruk peyniri. Kendine has kokusu, lezzeti ve doğallığıyla Hıdırellez sofralarının vazgeçilmezidir. Aynı kaptan yenir, aynı ekmek bölünür. Çünkü bu sofralarda sadece karın değil, gönül de doyar.
Ayrancı’da Hıdırellez aynı zamanda bir sıla-i rahim günüdür. Gurbette olanlar, memleket hasreti çekenler bu vesileyle köylerine, ailelerine döner. Yıllardır görüşemeyen akrabalar bir araya gelir, eller öpülür, dualar alınır. Hasret giderilir, gönüller birleşir. İşte bu yüzden Ayrancı’da Hıdırellez sadece bir gelenek değil; aynı zamanda bir vefa günüdür.
Halk arasında inanılır ki, bu gece Hızır Aleyhisselam yeryüzünde dolaşır, darda kalanlara yardım eder. Bu yüzden Ayrancı’da insanlar o geceyi dua ile geçirir. Kimisi dileğini bir gül ağacının dibine bırakır, kimisi sessizce kalbinden geçirir. Ama herkesin ortak bir inancı vardır: O gece edilen dualar boş dönmez.
Ayrancı’nın yaylalarında, tarlalarında yakılan ateşler de bu gecenin ayrı bir anlamıdır. Gençler o ateşin üzerinden atlar; “derdimiz, sıkıntımız bu ateşle gitsin” diye niyet eder. Büyükler ise kenardan bakar, dua eder. O an sadece bir ritüel değil; umutla yapılan bir başlangıçtır.
Şölenler kurulur, türküler söylenir, kahkahalar bozkırda yankılanır. Ama bu eğlencenin içinde her zaman bir ölçü, bir edep vardır. Çünkü Ayrancı insanı bilir ki; gelenek, sadece yaşatmak değil, aynı zamanda korumaktır.
Bugün belki hayat değişti, zaman hızlandı. Ama Ayrancı’da Hıdırellez hâlâ aynı samimiyetle yaşanıyor. Kıl çadırların gölgesinde, obruk peynirinin tadında, edilen duaların sıcaklığında geçmiş ile gelecek el ele veriyor.
Geliniz, biz de bu güzel geleneği yaşatmaya devam edelim. Büyüklerimizi ziyaret edelim, küçüklerimizi sevindirelim, sofralarımızı paylaşalım. Çünkü gerçek bereket, birliktedir.
Unutmayalım ki; Ayrancı’da Hıdırellez, sadece baharın gelişi değil, gönüllerin yeniden buluşmasıdır. Ayrancı’da Hıdrellez ayrı bir güzel dostlar..







