Bir ilimizde, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen törende yaşanan bir görüntü, kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu.
Çocukların sahne aldığı, mehter marşının icra edildiği bir an…
Ve o esnada bazı siyasi isimlerin sırtını dönerek tepki göstermesi…
Kimi bunu bir protesto olarak gördü,
kimi ise geçmişe ve değerlere yönelik bir saygısızlık olarak yorumladı.
Oysa meseleye biraz daha geniş bir pencereden bakmak gerekiyor.
Her şeyden önce şunu kabul edelim:
Bu tür anlarda verilen tepkiler çoğu zaman doğrudan tarihe değil, güncel siyasi tartışmalara yöneliktir.
Yani ortada bir “tarihi reddetme” değil, bir duruş sergileme çabası olabilir.
Ancak…
Verilen mesaj ne olursa olsun, kullanılan yöntemin de bir anlamı vardır.
Çünkü o sahnede olanlar siyasetçiler değil, çocuklardı.
Ellerinde enstrümanlarıyla, yüreklerinde heyecanlarıyla, sadece kendilerine verilen görevi yerine getirmeye çalışan çocuklar…
Ve o günün adı; tartışmanın değil, ortaklığın adıdır.
Mehteran, bu milletin tarihsel hafızasının bir parçasıdır.
Sevilir ya da eleştirilir, farklı anlamlar yüklenir…
Ama inkâr edilemez ki bu toprakların kültürel zenginliklerinden biridir.
Aynı şekilde farklı siyasi görüşler de bu ülkenin gerçeğidir.
Cumhuriyet Halk Partisi de, diğer partiler gibi bu toplumun bir parçasıdır ve kendi bakış açısıyla olaylara yaklaşması doğaldır.
Asıl mesele şudur:
Farklılıklarımızı, ortak değerlerimizin önüne mi koyacağız?
Yoksa ortak değerlerimizi, farklılıklarımızın üstünde mi tutacağız?
23 Nisan, bu sorunun cevabını aslında yıllar önce vermiştir.
Çünkü 23 Nisan;
siyasetin değil, milletin günüdür.
tartışmanın değil, çocukların günüdür.
Bu yüzden belki de en doğrusu şudur:
Tepkilerimizi gösterirken, zamanını ve zeminini iyi seçmek…
Eleştirilerimizi yaparken, çocukların emeğini gölgelememek…
Çünkü o gün sahnede olan çocuklar,
hiçbir tartışmanın tarafı değil;
hepimizin ortak yarınıdır.
Ve bu yarın, ancak birbirimizi anlamaya çalıştığımızda daha güçlü olacaktır.







