Bu köşe yazımız da, 1989 – 1994 yılları arasındaki benim penceremden, Muammer Baran’dan bahsetmek istiyorum.
1926 yılında Karaman’ın Mansurdede Mahallesinde doğan, Karaman’ın sokaklarında caddelerinde kırmızı paltosu ile yürüyen bir adam vardı. Gözleri uzaklara bakar ama adımlarında ve narin konuşmalarında bir huzur vardı .Ona kimi, Muammer amca, kimi Deli Muammer derdi, o, her iki tanıma da uygun değildi. Zarif ve derin bir ruha sahipti. O, sekiz dil biliyordu.
Muammer Baran, Karaman’ın sadece caddelerinde değil, kalplerinde de yürüdü, yıllardır sabah ezanıyla uyanan Karaman henüz gözlerini açmadan Muammer amca çoktan sarı çizmeleriyle ve süslü bisikletiyle yola koyulmuş olurdu. Elinde bir çiçek, cebinde boncuk, dilinde mızıka..Her şey onda daha başka idi.
Söz konusu tarihlerde İsmetpaşa caddesinde bulunan Pala’nın sabahçı kahvesinin önünden sık sık geçer insanlar ona soru sorduğunda tam bir İstanbul beyfendisi gibi nazik ve yumuşak bir şekilde cevaplardı. O kadarda memleket sevdalısıdır ki, okullardaki İstiklal marşına katılır İstiklal marşını nerede duyarsa duysun hemen esas duruşa geçerdi geçmeyenleri de üzmeden, kırmadan ikaz ederdi.
Ölünceye kadar hiç kimseye zararı dokunmadı, onun ne siyasetle, ne de menfaatle işi oldu, onun işi hep güzellikti, Karaman’da onu kimi, deli, kimi, veli, kimi meczup, kimi eski bir Edebiyat öğretmeni sanardı belki ikisi de doğruydu.
29 Nisan 2004 yılında Karaman sessizliğe gömüldü, o gün Karaman gül gibi soldu, Muammer Baran sevgilisine kavuşmuştu, arkasından ne bir servet bıraktı, ne de soyadıyla anılan bir bina bıraktı. Karaman’a ses bırakmadı, iz bıraktı gitti, Sadece Karaman Belediyesi bir parka adını verdi ve heykelini dikti. Şehir mızıkasız, kırmızı paltosuz, bisikletsiz ve sarı çizmesiz ve duasız kalmıştı. Cenazesine binlerce kişi katıldı şehrin, genci, ihtiyarı, yaşlısı öğrencisi esnafı herkes oradaydı.
Muammer Baran görünüşte kimilerine göre bir “deli” idi, o aslında bir Veli’dir. Oysa ki; delilerin piri Ömer bin Hattabdır. yani adaletiyle dünyaya ün salmış, sağlığında cennetle müjdelenen 2. Halifedir. Yani Allah dostudur. Abbasi Halifelerinden Harun Reşidi daima yanlış yolda olduğu zaman uyaran kişi. Deli/meczup/Allah dostu, kardeşi Behlül Danedir... Vefat eden, delilerimize/velilerimize/Allah dostlarına, Allahtan rahmet, makamları ali, mekanları cennet olsun, hayatta kalanlara Allahtan sağlıklı uzun ömür vermesi dileğiyle….. Amin.







