Karaman elmanın başkenti ama üretici neden kazanamıyor?
Karaman denince akla birçok şey gelir.
Tarih gelir, tarım gelir, sanayi gelir…
Ama Karaman’ın tarımsal kimliğinde elmanın ayrı bir yeri vardır.
Yıllardır binlerce üreticinin alın teriyle yetiştirdiği elma, şehrimizin önemli ekonomik değerlerinden biridir. Karaman’da yıllık elma üretimi, yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık 700 bin ton seviyelerindedir. Türkiye elma üretiminin yaklaşık yüzde 15-16’sını karşılayan Karaman, ülke genelinde en fazla elma üreten ilk üç il arasında yer almaktadır.
Rakamlar büyük…
Üretim büyük…
Emek büyük…
Peki ya üreticinin kazancı?
İşte asıl sorulması gereken soru burada başlıyor.
Bu kadar elma üreten bir şehirde, elma neden üreticisine yeterince para kazandırmıyor?
Çünkü mesele sadece üretmek değildir.
Üretmek kadar, ürettiğini doğru zamanda, doğru koşullarda ve değerinde satabilmek de önemlidir.
Bir üretici düşünün…
Kışın budama yapıyor.
İlkbaharda don tehlikesiyle mücadele ediyor.
Gübre, ilaç, mazot, elektrik, sulama ve işçilik giderlerini karşılıyor.
Yaz boyunca bahçesinin başında bekliyor.
Hasat zamanı geldiğinde ise yıllarca verdiği emeğin karşılığını almak için ürününü satmaya çalışıyor.
Fakat tam da o noktada başka bir gerçek ortaya çıkıyor:
Üretim var ama kazanç garantisi yok.
Bir ürünün tarladan çıkış fiyatıyla tüketicinin markette ödediği fiyat arasında ciddi farklar oluşabiliyor.
Burada sadece üreticiyi ya da tüccarı suçlamak kolaycılık olur.
Asıl mesele, üreticiden tüketiciye kadar uzanan zincirin nasıl çalıştığıdır.
Ürün neden değerinde satılamıyor?
Depolama kapasitemiz yeterli mi?
Soğuk hava depoları ve lisanslı depoculuk konusunda hangi noktadayız?
Üretici örgütleri yeterince güçlü mü?
Kooperatifçilik neden istenilen seviyeye ulaşamıyor?
İhracat imkânlarımız yeterince değerlendiriliyor mu?
Katma değerli ürünler, meyve suyu, kurutulmuş elma ve diğer işlenmiş ürünler konusunda ne kadar yol aldık?
Ve belki de en önemlisi:
Karaman elmasını sadece üretmekle mi yetineceğiz, yoksa markalaştırıp değerini de artırabilecek miyiz?
Çünkü 700 bin tonluk üretim yalnızca bir tarım rakamı değildir.
Bu rakamın arkasında binlerce aile vardır.
Çocuklarının eğitim masrafını bu bahçelerden karşılayan insanlar vardır.
Yıllarca biriktirdiği sermayesini toprağa yatıran çiftçiler vardır.
Sabahın erken saatlerinde bahçesine giden, yağmurda, sıcakta, soğukta çalışan insanlar vardır.
Dolayısıyla elmanın para etmemesi, yalnızca bir tarım problemi değildir.
Karaman'ın ekonomik ve sosyal meselesidir.
Bugün üretici para kazanamıyorsa, yarın gençlerin tarımdan uzaklaşmasını konuşuruz.
Bugün üretici emeğinin karşılığını alamıyorsa, yarın boşalan bahçeleri konuşuruz.
Bugün üretici zarar ediyorsa, yarın üretimin azalmasını ve dışarıdan ürün ihtiyacının artmasını konuşuruz.
O nedenle meseleye sadece "Bu yıl elma ucuzladı" diye bakmamak gerekir.
Asıl mesele şudur:
Karaman elma üretiyor ama elmanın oluşturduğu ekonomik değerin ne kadarını Karaman'da bırakabiliyor?
İşte bunun hesabını yapmak zorundayız.
Bu konuda başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere, milletvekillerimize, belediyelerimize, İl Özel İdaresi'ne, tarım kuruluşlarımıza, üretici birliklerine, kooperatiflere ve sektörün bütün paydaşlarına önemli görevler düşüyor.
Kimseyi suçlamak için değil…
Bir çözüm yolu bulmak için.
Çünkü çiftçimizin beklentisi çok büyük şeyler değil.
Emeğinin karşılığını almak istiyor.
Ürettiği ürünün tarlada değer kaybetmesini istemiyor.
Maliyetini karşılayıp ailesinin geçimini sağlayabileceği bir gelir elde etmek istiyor.
Ve en önemlisi, "Gelecek yıl yine bu bahçeye yatırım yapayım mı?" sorusuna umutla cevap verebilmek istiyor.
Karaman elmanın başkentlerinden biriyse, üreticisi de bu başkentin en önemli aktörlerinden biridir.
Elmanın ağacı yıllar ister.
Bahçe yıllarca emek ister.
Bir üreticinin toprağa olan güvenini kaybetmesi ise belki de en zor telafi edilecek şeydir.
Bu nedenle artık sadece "Ne kadar elma ürettik?" sorusunu değil;
"Üreticimiz bu elmadan ne kadar kazandı?"
sorusunu da sormamız gerekiyor.
Çünkü mesele tonaj değil sadece.
Mesele emeğin karşılığıdır.
Mesele üreticinin geleceğidir.
Mesele Karaman'ın geleceğidir.
Ve unutmayalım:
Çiftçinin kazanamadığı yerde tarım büyümez.
Üreticinin umudunu kaybettiği yerde üretim sürdürülemez.
Karaman'ın elması çok.
Ama artık dileğimiz, elmanın değerinin de üreticinin emeği kadar büyük olmasıdır.






