Bir İl Başkanı Görevden Alınır, Asıl Soru Şudur: Neden?
Siyasette bazen en önemli haber, bir atama değildir.
Bir ayrılıktır.
Ama asıl haber, o ayrılığın neden yaşandığıdır.
Karaman'da yaşanan son gelişme de tam olarak bunu düşündürüyor.
Resmî açıklamalarda yine alışıldık ifadeler kullanılacaktır.
"Görev değişimi..."
"Bayrak değişimi..."
"Teşkilatın yeniden yapılanması..."
Ancak kamuoyunun sorduğu soru bunlardan çok daha nettir:
Bu değişikliğe neden olan siyasi tablo neydi?
Çünkü siyaset sonuçlarla değerlendirilir. Bir il başkanının görevinden ayrılması daha doğrusu istifa ettirilmesi, ister kendi iradesiyle ister teşkilatın tasarrufuyla gerçekleşsin, beraberinde mutlaka bir siyasi muhasebeyi de getirir.
Karaman'da son yılların siyasi hafızasına bakıldığında, başarı hikâyelerinden çok tartışmaların öne çıktığı bir dönem yaşandığı görülüyor.
Vatandaşın gündemi ekonomi, hayat pahalılığı ve işsizlikti.
Ancak kamuoyunda konuşulan siyasi gündem çoğu zaman farklı başlıklara kaydı.
Tüzel ve kamu kurumlarıyla yaşanan gerilimler...
Bürokratlarla yaşanan tartışmalar...
Ve devlet kurumlarının siyasal tartışmaların merkezine çekildiği yönündeki eleştiriler...
Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde başhekim odasında yaşanan olay, Kızılay Karaman Şubesi'nde kamuoyuna yansıyan tartışmalar, 2024 yerel seçimlerinde alınan sonuçlar ve eleştirel yayın yapan gazetecilere yönelik baskıcı tavırlar uzun süre kamuoyunun gündeminde yer aldı.
Bu olaylarda tartışılan yalnızca kişiler değildi.
Asıl sorgulanan, siyasetin devlet kurumlarıyla kurduğu ilişkinin niteliğiydi.
Çünkü hukuk devletinde siyaset yön gösterir; devlet kurumları ise hukuk kuralları içinde görev yapar.
Devletin makamları siyasi güç mücadelesinin değil, millete hizmetin makamlarıdır.
Bir başka dikkat çeken konu ise Cumhur İttifakı'nın Karaman'daki görüntüsü oldu.
Ankara'da sık sık vurgulanan "Cumhur İttifakı ruhu", yerelde zaman zaman tartışmaların gölgesinde kaldı.
İttifak ortakları arasındaki gerilimler, yerel siyasette konuşulan ayrışmalar ve farklı siyasi arayışlara ilişkin değerlendirmeler kamuoyunda uzun süre tartışıldı. ( Önceki dönem il genel meclisi başkanlık seçiminde CHP ile ittifak yapılması)
Bütün bunlar yaşanırken vatandaşın önceliği ise çok farklıydı.
Semt pazarlarında konuşulan hayat pahalılığıydı.
Esnafın gündemi siftahsız kapatılan dükkânlardı.
Emeklinin derdi geçim sıkıntısıydı. Çiftçinin ürettiğinin karşılığını alamamasıydı.
Gençlerin en büyük beklentisi ise iş bulabilmekti.
Oysa AK Parti'nin kuruluşundan bu yana savunduğu siyaset anlayışı; tevazu, istişare, hizmet ve milletle güçlü bağ kurmak üzerine inşa edilmiştir.
Bu nedenle Karaman'da yaşanan birçok tartışmanın, kamuoyunda bu anlayışla bağdaşmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Çünkü siyaset sosyal medyada görünür olmakla değil, vatandaşın gönlünde yer edinmekle anlam kazanır.
Gösterişle, algı yönetimiyle ve sürekli vitrinde olarak il başkanlığı yapılmaz.
Bir il başkanının asli görevi sosyal medya gündemini belirlemek değil; teşkilatı bir arada tutmak, vatandaşın sorunlarını dinlemek, kamu kurumlarıyla uyum içerisinde çalışmak ve partisini en iyi şekilde temsil etmektir.
Siyasette başarı, paylaşımların beğeni sayısıyla değil; milletin güveniyle, teşkilatın birlik ve beraberliğiyle, seçim sonuçlarıyla ve geride bırakılan hizmetlerle ölçülür.
Buna ek olarak kamu kurumlarında işe alımlarda kendilerine yakın eş, dost, akraba, aile bireylerinin işe yerleştirmeler konusunda kamuoyunda dile getirilen eleştiriler de güven tartışmalarını beraberinde getirdi.
Doğru ya da yanlış...
Siyasette bazen oluşan algı, gerçeğin önüne geçebilir.
Ve siyaset, bu algıyı da doğru yönetmek zorundadır.
Çünkü güven kaybolduğunda yeniden kazanılması kolay değildir.
Hiç kimse bir günde başarısız olmaz.
Hiçbir teşkilat da bir gecede güç kaybetmez.
Yanlışlar birikir.
Eleştiriler artar.
Toplum sessizce notunu verir.
Ve sonunda siyaset kendi muhasebesini yapmak zorunda kalır.
Belki bugün yaşanan tam da budur.
Belki değişen yalnızca bir il başkanı değildir.
Belki sorgulanan, uzun yıllardır Karaman'da hâkim olan yönetim anlayışıdır.
Ancak bundan sonrası çok daha önemlidir.
Eğer gerçekten yeni bir dönem başlayacaksa, bunun yolu sadece isim değişikliğinden değil, zihniyet değişikliğinden geçmektedir.
Karaman'ın ihtiyacı yeni tartışmalar değil; ortak akıl, istişare, liyakat, şeffaflık ve vatandaş odaklı bir yönetim anlayışıdır.
Devlet kurumlarının siyasetin gölgesinden çıkarıldığı, kurum yöneticilerinin yalnızca hukuka bağlı görev yaptığı, eleştirinin düşmanlık değil demokratik olgunluk olarak görüldüğü bir anlayış hem siyasete hem de Karaman'a güç kazandıracaktır.
Çünkü devlet hiçbir siyasi yapının arka bahçesi değildir.
Devlet milletindir.
Makamlar geçicidir.
Kalıcı olan ise geride bırakılan hizmetler, adalet duygusu ve insanların hafızasında bıraktığınız izdir.
Ve unutulmamalıdır ki siyasetin en büyük mahkemesi ne sosyal medyadır ne de kulislerdir.
Siyasetin gerçek hakemi millettir.
Kararını da günü geldiğinde sandıkta verir.









Men dakka dukka...