Rekolte artıyor, fiyat düşüyor; üreticinin emeği ise dalında değer kaybediyor. Elma üreticisi artık yalnızca ürününü değil, emeğinin karşılığını da kurtarmanın mücadelesini veriyor. Peki, bu üreticinin hâlini kim görecek, kim çözüm üretecek?
Karaman denilince akla ilk gelen ürünlerden biri elmadır. Binlerce ailenin geçim kaynağı, şehrimizin tarımsal gücü ve ekonomimizin önemli bir parçasıdır. Ancak bugün Karaman’da elma üreticisi, emeğinin karşılığını alabilmek bir yana, çoğu zaman yaptığı masrafı bile çıkaramamanın endişesini yaşıyor.
Üretici için tehlike hiç bitmiyor. Bir yıl ilkbahar soğukları çiçeği vuruyor, başka bir yıl dolu ve hastalık ürünün kalitesini düşürüyor. Bütün bu risklere rağmen ağaçlara bakım yapılıyor, ilaç ve gübre alınıyor, sulama yapılıyor, işçi tutuluyor. Aylar süren emeğin sonunda hasat başlıyor; bu defa da üreticinin karşısına düşük fiyatlar çıkıyor.
Bir tarafta soğuk, diğer tarafta piyasa! Üretici iki ateş arasında kalıyor.
Dalında 25 lira olan elma 10 liraya düştü!
Hasat döneminde yüksek rekolte beklentisiyle birlikte elma fiyatlarında ciddi gerileme yaşanıyor. Sezon başında dalında 25 liraya kadar alıcı bulan elmanın 10 liraya kadar düşmesi, meyve suyu üretiminde kullanılan ıskarta elmanın ise 3-5 lira seviyelerine gerilemesi üreticinin kaygılarını artırıyor.
Elbette rekoltenin yüksek olması tek başına kötü bir şey değildir. Bereketli bir hasat, normal şartlarda üreticinin yüzünü güldürmelidir. Ancak ürün çoğaldığında fiyat düşüyor, maliyetler yerinde duruyor, hatta artmaya devam ediyorsa burada üretici açısından ciddi bir sorun var demektir.
Bugün elma toplanacak, işçi çalıştırılacak, kasalar hazırlanacak ve ürün nakledilecek. Üreticinin eline geçecek para, işçilik ve nakliye masraflarını bile ancak karşılıyorsa ortada sürdürülebilir bir üretim düzeninden söz edilebilir mi?
Bir çiftçi, aylarca emek verdiği ürününü satarken zarar edip etmeyeceğini düşünüyorsa o üretim zincirinin bütün tarafları bu sorunu ciddiye almalıdır.
Elmayı üretmek üreticinin, kazancı kimlerin?
Burada sorulması gereken sorulardan biri de şudur: Tarlada, bahçede ürün yetiştiren üretici düşük fiyatlarla mücadele ederken tüketici neden her zaman ucuz elmaya ulaşamıyor?
Üreticinin elinden çıkan fiyatla tüketicinin ödediği fiyat arasındaki farkın hangi aşamalarda oluştuğu açıkça ortaya konulmalıdır. Aracılık, depolama, nakliye, fire ve pazarlama maliyetleri şeffaf biçimde incelenmelidir. Üreticinin emeğini korurken tüketicinin de makul fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlayacak bir piyasa düzenine ihtiyaç vardır.
Burada kimseyi peşinen suçlamak yerine, rakamlarla konuşmak ve sorunun kaynağını ortaya çıkarmak gerekiyor. Üreticinin eline geçen fiyat, tüccarın alış ve satış fiyatı, soğuk hava deposu maliyetleri ve market raflarındaki fiyatlar birlikte değerlendirilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca elmanın kaç liraya satıldığı değil, bu zincirde kimin ne kazandığı ve üreticinin neden ayakta kalmakta zorlandığıdır.
Peki, çözüm ne? Üretici kaderine terk edilmemeli!
Karaman elmacılığının geleceği için artık günü kurtaran açıklamalar değil, somut ve sürdürülebilir çözümler gerekiyor.
1. Üreticinin maliyetini esas alan bir fiyat politikası oluşturulmalı. Üretim maliyetleri düzenli olarak hesaplanmalı, üreticinin zararına satış yapmak zorunda kalmasını önleyecek piyasa ve destek mekanizmaları geliştirilmelidir.
2. Kooperatifçilik güçlendirilmeli. Küçük üreticinin tek başına pazarlık gücü sınırlıdır. Üreticiler güçlü kooperatifler aracılığıyla ürünlerini ortak pazarlayabilmeli, alıcılarla toplu sözleşmeler yapabilmeli ve daha iyi fiyatlara ulaşabilmelidir.
3. Soğuk hava depoları ve lisanslı depoculuk imkânları artırılmalı. Üretici, hasat dönemindeki fiyat düşüşü nedeniyle ürününü hemen elden çıkarmaya mecbur kalmamalıdır. Ancak depolama kapasitesinin yanında elektrik, finansman ve muhafaza maliyetleri de dikkate alınmalı; bu imkânlar üreticinin gerçekten yararlanabileceği şekilde düzenlenmelidir.
4. Meyve suyu ve gıda sanayisiyle üretici arasında doğrudan bağlantı kurulmalı. Kaliteli sofralık elmanın yanında, görünüşü veya boyutu nedeniyle düşük fiyat gören ancak sanayide değerlendirilebilecek ürünler için alım anlaşmaları yapılmalıdır. Iskarta elmanın değerlendirilmesi, üreticinin zararını azaltacak bir sisteme dönüştürülmelidir.
5. Üreticiye hasat öncesi ve hasat döneminde finansman desteği sağlanmalı. Çiftçinin borcunu ödemek için ürününü maliyetinin altında satmaya mecbur kalması önlenmelidir. Uygun koşullu kredi, girdi desteği ve ödeme kolaylıkları bu dönemde büyük önem taşımaktadır.
6. Tarım sigortası ve iklim risklerine karşı koruma güçlendirilmeli. Soğuk, don ve dolu nedeniyle yaşanan kayıplar üreticinin bütün bir yıllık emeğini yok etmemelidir. Sigorta kapsamı, hasar tespit süreçleri ve tazminatların zamanında ödenmesi üreticinin ihtiyacına göre gözden geçirilmelidir.
Karaman’ın elması sahipsiz kalmamalı!
Burada Karaman Valiliğine, belediyelere, İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne, Ziraat Odasına, üretici birliklerine, kooperatiflere, milletvekillerine ve ilgili bakanlıklara önemli görevler düşüyor.
Üreticinin yaşadığı sorunlar masa başında değil, bahçelerde dinlenmeli. Hasat maliyetleri ve piyasa fiyatları somut verilerle ortaya konulmalı. Üretici temsilcileri, tüccarlar, depocular ve sanayiciler bir araya getirilerek uygulanabilir bir yol haritası hazırlanmalı.
Karaman elması için ortak pazarlama modelleri geliştirilmeli, yeni pazarlar araştırılmalı, ihracat imkânları güçlendirilmeli ve ürünün katma değerini artıracak yatırımlar desteklenmelidir. Bunlar yalnızca bir sezon için değil, her yıl uygulanacak kalıcı bir tarım politikası hâline getirilmelidir.
Çünkü bugün elma üreticisinin yaşadığı sıkıntı, yarın bahçelerin bakımsız kalmasına, yeni yatırımların durmasına ve gençlerin tarımdan uzaklaşmasına yol açabilir.
Üretici kazanamazsa Karaman da kazanamaz!
Bir elma ağacı bir yılda yetişmez. Bahçenin kurulması, ağacın büyümesi, bakımının yapılması ve ürün vermesi yıllar alır. Üretici bütün bu süreci göze alırken tek isteği, emeğinin karşılığını alabilmektir.
Çiftçiden üretmesini istiyoruz. Peki, ürettiğinde para kazanamıyorsa ondan daha ne bekliyoruz?
Soğuk vurduğunda üretici yalnız kalmamalı. Fiyatlar düştüğünde de kendi kaderine terk edilmemeli. Bereketli hasat üreticinin cezasına dönüşmemeli.
Karaman’ın elması yalnızca bir tarım ürünü değil, binlerce ailenin ekmeği ve şehrimizin geleceğidir.
Yetkililere açık çağrımızdır: Üreticiyi dinleyin, maliyetleri araştırın, fiyat oluşumunu şeffaflaştırın ve çözüm için vakit kaybetmeyin.
Üretici ayakta kalırsa üretim devam eder. Üretim devam ederse Karaman kazanır.
Elma üreticisi sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor.







