Bu tepki bir linç girişimi değil; kamu yararını gözeten bir uyarıdır.
Karaman’da bugün bir kez daha şunu gördük: Eğer imkânınız, çevreniz ve ekonomik gücünüz varsa; yaptığınız hatalar çoğu zaman görmezden gelinebiliyor. Toplumsal hassasiyetleri zedeleyen uygulamalar bile kimi zaman çeşitli çevreler tarafından sahiplenilebiliyor. Dahası, devletin bazı yetkililerinin de bu desteğe dâhil olduğunu görmek insanı düşündürüyor.
Oysa hak ve adalet arayışında olanların, mazlumdan yana duranların yanında durması gerekenler çoğu zaman sessiz kalıyor. Oysa toplumun vicdanı güçlüden yana değil; doğrudan yana olmayı gerektirir.
Bugünlerde öyle bir dönemden geçiyoruz ki; bir kurum ya da şirket hata yaptığında, bunu kamuoyuna duyuran basın suçlanıyor; eleştirinin muhatabı olması gerekenler ise korunup kollanıyor. Devletin ilgili kurumlarının “yanlış” olarak tespit ettiği bir konuda halkın ve basının tepki göstermesi kadar doğal bir şey yoktur. Bu tepki bir linç girişimi değil; kamu yararını gözeten bir uyarıdır.
Karaman’ın her bir kıymetli firmasına elbette sahip çıkalım. Şehrimize katkı sağlayan, istihdam oluşturan her girişim değerlidir. Ancak aynı zamanda, yanlış yapanın da kulağını nazikçe çekebilmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü doğruyu söylemek düşmanlık değil; daha büyük hataların önüne geçmenin en sağlıklı yoludur.
Bir şehir hem değerlerine sahip çıkabildiği hem de doğruları savunabildiği oranda büyür. Bizim de yapmamız gereken tam olarak budur: Doğruya desteğimizi esirgememek, yanlış yapanı ise nezaketle uyarmak.







