Seçim meydanları, bir ülkenin ortak hayallerinin dile geldiği yerlerdir. O meydanlarda söylenen her söz, halkın yüreğine dokunur. Hele ki o sözler adalet, eşitlik ve liyakat gibi evrensel değerlere yaslanıyorsa… Hele ki her cümle Allah’ın adıyla başlıyorsa, insanlar daha bir dikkat kesilir, daha içten inanır.
Geçtiğimiz seçim döneminde tam da bu duygulara seslenmişler vatandaşdan oy istemişlerdi. Samimi bulunmuş, konuşmalar umutla dinlenmişti.
Derken, kamuoyuna yansıyan bazı iddialar bu umut dolu hikâyeye gölge düşürdü. Binlerce kişinin başvurduğu İŞKUR işçi alımında, eşlerinin adları 30 kişilik listede yer aldı. İddialara göre, listede il başkan yardımcısının eşi, ilçe başkanlarının çocukları ve bazı parti yöneticilerinin yakınları da bulunuyordu. Kura ile belirlendiği açıklanan bu listede, neredeyse tüm isimlerin aynı siyasi yapıyla bağlantılı olması, ister istemez kamuoyunun güvenini sarstı. İl Özel Üstelik bugüne dek bu iddialara ilişkin kamuoyunu tatmin edebilecek resmi bir açıklama ve de kamuoyunu rahatlatacak bir tekzip gelmedi.Gelen açıklama ya da kimse inanmadı.
CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver konuyu Meclis’e taşıdı. Ancak o günden bu yana tatmin edici bir gelişme yaşanmadı. Peki, bu durumda sormak gerekmez mi: Süreç gerçekten adil miydi? Şeffaf mıydı? Hakkaniyetli miydi?
Bu sorular bir ithamdan değil, adalet duygusuna sahip çıkma çabasından doğuyor. Çünkü bu ülkede milyonlarca genç, gece gündüz demeden sınavlara hazırlanıyor, umutla bekliyor. Her biri, hak ettiği bir işe torpilsiz ulaşabilmenin hayalini kuruyor. Ama bu hayalleri, torpil söylentilerinin gölgesi zedeliyor. Sadece bireylerin değil, toplumun genelinde bir kırgınlık oluşuyor.
Seçimler gelip geçiyor, isimler değişiyor ama halkın beklentisi aynı kalıyor: Adil bir yönetim, verilen sözlerin tutulması ve dini değerlerin günlük siyasetin süsü değil, hayatın özü olarak yaşanması…
Bugün, eş-dost kayırmaları ve liyakatsiz atamalar toplumsal hafızada derin izler bırakıyor. İnsanlar artık şu soruyu daha sık sorar hale geldi: “Gerçekten hak eden mi kazanıyor, yoksa yakın olan mı?”
Adalet ve kalkınma… Bu iki kelime yalnızca bir siyasi partinin adı değil; aynı zamanda bir ülkenin ayakta kalabilmesi için vazgeçilmez iki temel ilkedir. Eğer adalet zedelenirse, kalkınma da beraberinde yara alır. Bu nedenle insan sormadan edemiyor: Sayın Cumhurbaşkanı'nın, yani “Reis”in bu yaşananlardan haberi var mı? Varsa, ne düşünür, nasıl bir tavır alır?
Toplumda güçlü bir kanaat var: Böyle bir durum doğrudan kendisine aktarılmış olsaydı, Sayın Cumhurbaşkanı şaibe iddialarına sessiz kalmaz, gerekli adımları atardı. Çünkü halk, liderinden sadece söz değil, icraat bekliyor. Adaletin tecellisi, ancak güçlü iradeyle mümkün.
Yaklaşık 15 bin kişinin başvurduğu Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne alınacak 45 temizlik görevlisi için noter huzurunda yapılan kura da geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Umarız ki bu kez noter, yine aynı çevreleri değil, gerçekten hak edenleri kura torbasından çekmiştir. Çünkü toplum artık sadece adil olunmasını değil, adil görünmesini de istiyor. Güven bir kere sarsıldı mı, doğru yapılan işler bile şüpheyle karşılanıyor.
Bu yazı bir suçlama değil, bir hatırlatmadır. Sözlerin unutulmaması, halkın güveninin tazelenmesi ve gençlerin umudunun yeşermesi için yazılmış bir çağrıdır.
Çünkü biz hâlâ bu topraklarda iyiliğin, vicdanın ve adaletin varlığına inanmak istiyoruz. Ve biliyoruz ki, adalet bir gün herkese lazım olacak.







