Bir şehri sadece caddeleri, meydanları ya da tarihî eserleri güzelleştirmez. Asıl güzelliği, o şehrin hafızasına kazınmış insanlarıdır. Bir şehrin gerçek zenginliği yüksek binaları değil, unutulmayan insanlarıdır. Onların kıymetini, henüz hayattayken bilen şehirler ise gerçekten medenidir.
Konya'nın "Sultan Ablası" olarak tanınan Sultan Özcan'ın vefat haberini okuyunca yıllar öncesine gittim. 1980'li ve 90'lı yıllarda Konya'da gazetecilik yaptığım dönemlerde onu sık sık görürdüm. Genellikle Aziziye, Mevlâna civarı, Alaaddin Tepesi ve Zafer çevresinde dolaşırdı. Kırmızı kıyafetleriyle adeta Konya'nın simgelerinden biri olmuştu.
Belki adını bilmeyen çoktu; ama onu görmeyen yoktu.
Sultan Abla'yı dualarla ebediyete uğurladık.
Onu düşünürken aklıma Karaman'ın unutulmaz simalarından Muammer Baran, namıdiğer Muammer Amca geldi. O da kırmızıyı sever, kırmızı bisikleti ve kırmızı kıyafetleriyle Karaman sokaklarında dolaşırdı. O da yaşadığı şehrin sessiz hafızalarından biriydi.
Ne gariptir ki insanlar bazen bir şehrin gerçek değerini, o değer aramızdan ayrıldıktan sonra fark ediyor.
Sağlığında görmezden geldiğimiz, kimi zaman alay ettiğimiz, kimi zaman da yanından sessizce geçip gittiğimiz insanlar; vefat ettiklerinde bir şehrin en kıymetli hatıraları hâline geliyor.
Muammer Amca'nın vefatında Karaman'da binlerce insanın cenazesine katılması da bunun en güzel örneklerinden biriydi. Hayattayken belki çoğu zaman sadece şehrin tanınan simalarından biri olarak görülen Muammer Baran, ebedî yolculuğuna uğurlanırken binlerce insanı aynı duada buluşturmuştu. Bu manzara, bir insanın gönüllerde bıraktığı izin en güzel göstergesiydi.
Oysa gerçek vefa, insan hayattayken gösterilendir.
Bir selam vermek, bir hâl hatır sormak, bir bardak çay ikram etmek, gönlüne dokunacak iki güzel söz söylemek... Belki de insanın geride bırakacağı en değerli hatıra budur.
Keşke insanlara gösterdiğimiz sevgiyi ve vefayı, onları son yolculuklarına uğurlarken değil; hayattayken de gösterebilsek. Çünkü gerçek vefa, ardından methiyeler dizmekten önce, yaşarken bir gönle dokunabilmektir.
Sultan Abla da, Muammer Amca da artık aramızda değil. Ama ikisi de bize çok önemli bir hakikati hatırlatıyor:
Şehirleri sadece binalar değil, insanlar güzelleştirir. Bir şehrin gerçek zenginliği, ardında güzel hatıralar bırakan insanlarıdır. Onların kıymetini yaşarken bilen şehirler ise gerçekten medenidir.
Rabbim Sultan Özcan'a, Muammer Baran'a ve bu dünyadan sessizce göçüp giden bütün güzel insanlara rahmetiyle muamele eylesin. Mekânları cennet, makamları âli olsun.
Onlar bu dünyadan ayrıldılar; fakat geride bıraktıkları hatıralar ve gönüllerde bıraktıkları izlerle, yaşadıkları şehirlerin hafızasında yaşamaya devam edecekler.








