AK Parti Grup Başkan Vekili Sayın Özlem Zengin’in TBMM’de yaptığı konuşmada sarf ettiği “En çok oyu aldığımız emekli garibanlar bize haklarını helal etsin” ifadesi, istemeden de olsa acı bir gerçeği ifşa etmiştir. Çünkü helallik, ortada bir haksızlık varsa istenir. Kul hakkının olmadığı yerde helallik talebine de ihtiyaç yoktur.
Bugün gelinen noktada emeklilerimiz, çalışanlarımız, esnafımız ve çiftçilerimiz; yüksek faiz, yüksek enflasyon ve adaletsiz gelir dağılımı sonucu adım adım yoksullaştırılmıştır. Bu tabloyu inkâr etmek, rakamlarla değil; hayatla bağını koparmaktır.
İslam’da adalet, sadece niyet beyanlarıyla değil, ortaya çıkan sonuçlarla ölçülür. Hz. Ömer’in asırlar öncesinden verdiği ölçü hâlâ geçerlidir: “Dicle kenarında bir koyun kaybolsa, hesabı benden sorulur.”
Eğer bugün emekliler geçinemiyorsa, dul ve yetimler 15 bin liranın altında maaşlarla hayatta kalma mücadelesi veriyorsa, ücretli çalışan aldığı maaşla kirasını ödeyemiyor, esnaf siftahsız kepenk kapatıyor, çiftçi borçla üretim yapıyorsa; burada açık bir emanet, adalet ve yönetim sorunu vardır.
2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı Kanun ile maaş bağlama oranlarının düşürülmesi, sosyal güvenlik sistemini emekli aleyhine bozmuş; çalışanın geleceğini, emeklinin bugününü güvencesiz hâle getirmiştir.
Bu nedenle yapılması gerekenler açıktır: Maaş bağlama oranları eski seviyesine yükseltilmeli, İntibak Yasası gecikmeden çıkarılmalı, Emekli aylıkları ve asgari ücret, gerçek enflasyon karşısında korunmalıdır.
2018 yılında 1.000 TL olarak başlayan bayram ikramiyesi, enflasyon dikkate alındığında bugün en az 11.000 TL olmalıydı. Oysa konuşulan rakamlar 5.000–5.500 TL bandındadır. Bu fark sadece ekonomik değil; ahlaki bir farktır.
Bugün milyonlarca insan: geleceğe umutla bakamıyor, hayal kuramıyor, huzur içinde yaşayamıyor. Bu, yalnızca cebin değil; umutların, hayallerin ve adalet duygusunun da yoksullaştırıldığını göstermektedir. Emekliden, çalışandan, esnaftan, çiftçiden helallik istemek yerine; ülkenin millî gelirini artıran, katma değeri yüksek üretimi önceleyen, marka oluşturan, adil paylaşımı esas alan bir ekonomik düzen kurulmalıdır. Çünkü İslam’da esas olan; helallik dilemek değil, helal bir düzen kurmaktır.
Gönder







