Toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri güvendir. Özellikle de deprem, sel, yangın gibi büyük felaketlerde vatandaşın ilk sığındığı limanlardan biri yardım kuruluşlarıdır. Çünkü insanlar, yaptıkları bağışın ihtiyaç sahiplerine ulaşacağına inanmak ister.
Son yıllarda ise bazı yardım kuruluşları hakkında çeşitli iddialar kamuoyunun gündemine taşındı. Sosyal medyada yürütülen tartışmalar, doğruluğu teyit edilmemiş paylaşımlar ve siyasi polemikler, zaman zaman kurumların tamamını zan altında bırakan bir atmosfer oluşturdu. Bunun sonucunda yalnızca kurumlar değil, ihtiyaç sahipleri ve bağış kültürü de zarar gördü.
Bugün gelinen noktada, Ahbap Derneği çalışanlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında kamuoyuna yansıyan bilgiler dikkat çekiyor. İddialara göre hazırlanan incelemelerde MASAK raporları, hesap hareketleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda bazı şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketleri, kendi aralarında yüksek miktarlı para transferleri, şans oyunları hesaplarına yapılan yüksek meblağlı para aktarımları ve kısa süre içerisinde gerçekleştirilen çok sayıda tapu devir işlemleri tespit edildiği belirtiliyor.
Elbette bu bulgular, yargı süreci tamamlanmadan kesin hüküm anlamına gelmez. Hukukun temel ilkesi, herkesin suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşinceye kadar masum sayılmasıdır. Bu ilkeye bağlı kalmak, adaletin gereğidir.
Ancak aynı şekilde, herhangi bir kurum hakkında somut veriler ortaya konulmadan kamuoyu önünde "dolandırıcı", "sahtekâr" ya da benzeri ağır ithamlarla algı oluşturmanın da ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığı bugün daha iyi anlaşılıyor.
Toplumun hafızasında bırakılan izler kolay silinmiyor. Bir yardım kuruluşuna yönelik güven kaybı oluştuğunda bunun bedelini çoğu zaman yöneticiler değil, o kuruluşlardan destek bekleyen ihtiyaç sahipleri ödüyor. Dürüst ve şeffaf şekilde çalışan yardım kuruluşlarına bağış yapmak isteyen vatandaş da bu tartışmalar nedeniyle tereddüt yaşayabiliyor.
Özellikle Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından kamuoyunda yaşanan tartışmalarda, Ahbap'la birlikte hareket eden bazı tanınmış isimler ve sosyal medya kullanıcıları, bağışların öncelikle Ahbap'a yönlendirilmesini savunurken, Kızılay ve AFAD gibi devletin yardım kuruluşlarını sert biçimde eleştiren paylaşımlar yaptı. Bu süreçte, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelendiğini düşünen geniş bir kesim de oluştu. Bugün yaşanan gelişmeler ise, hangi kurum olursa olsun, peşin hükümlerle hareket etmenin ve kamuoyunda kesin kanaatler oluşturmanın ne kadar sakıncalı olabileceğini bir kez daha hatırlatıyor.
Bu nedenle hem iddiaların üzerine hukuk titizlikle gitmeli hem de kamuoyu peşin hükümlerden uzak durmalıdır. Gerçeklerin ortaya çıkmasını beklemek, hem adalet hem de toplumsal vicdan açısından en doğru yoldur.
Bugün yaşanan gelişmeler, hepimize önemli bir ders veriyor: Algılar çok hızlı oluşabilir; fakat gerçekler er ya da geç ortaya çıkar. O güne kadar en sağlıklı tutum, önyargılar yerine delilleri, söylentiler yerine hukuki süreci esas almaktır. Çünkü güçlü toplumlar, duygularla değil; hukukla, sağduyuyla ve gerçeklerle yol alır.







