Karaman aylardır ciddi bir sorunla yüz yüze: susuzluk. Barajlardaki su seviyeleri hızla düşüyor. İbrala ve Kurt Deresi Barajı Kuruyor, Gödet Barajı’nda oran yüzde 20’lere kadar gerilerken, şehrin içme suyunu büyük ölçüde karşılayan İbrala Barajı kuruma noktasına geldi. Yer altı suları çekiliyor; kuyulardan alınan suyun debisi düşüyor, bazı köylere içme suyu tankerlerle taşınıyor.
Bu tablo sadece tarımsal sulamayı değil, doğrudan şehir merkezindeki yaşamı da tehdit ediyor. Musluktan su akıp akmaması, Karamanlı için artık en temel mesele haline geldi. Eğer bu gidişat durdurulamazsa, çok yakın bir gelecekte Karaman “susuz şehir” olarak anılacak.
Böyle bir dönemde siyasetten beklenen, el ele verip çözüm üretmesidir. Oysa manzara çok farklı: Muhalefet eleştiriyor, iktidar ise “Bütün bu barajları biz yaptık, Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarını biz hayata geçirdik” diyerek övünüyor. İnkar eden yok zaten. Yapılanları da her defasında milletin başına kakmayın! İktidarın görevi zaten millete hizmet etmek! Millet hizmet edin diye oy veriyor zaten...
Peki, barajlar bugün niye kurudu boşaldı? Yaşanan kuraklığında etkisi var, bunu da kabul ediyoruz. Son iki yıldır su sıkıntısı bangır bangır dile getirilirken neden önlem alınmadı? Barajları besleyecek alternatif çözümler neden bulunmadı ve yatırımlar için neden kaynak ayrılmadı? İnsan susuz kaldıktan sonra övünmenin kime faydası var?
Asıl mesele, kuraklık gerçeğini kabullenmek ve bilimsel, uzun vadeli çözümler geliştirmektir. Yağışlara bel bağlamak, günü kurtaracak tankerlerle köylere su taşımak çözüm değildir. Karaman’ın artık acil bir su yönetimi planına ihtiyacı var:
Yer altı su kaynaklarının kontrolsüz kullanımının önlenmesi,
Tarımda vahşi sulama yerine modern sulama tekniklerinin teşviki,
Yağmur suyu hasadı ve geri dönüşüm sistemlerinin geliştirilmesi,
Yeni barajlar yapmaktan ziyade mevcut kaynakların korunması ve doğru yönetilmesi.
Karamanlıya ve Siyasetçilere Düşen Görev
Bu noktada sadece siyasete değil, Karamanlıya da büyük görev düşüyor. Çünkü su tasarrufu bireysel bilinçle başlar. Musluktan boşa akan her damla, aslında yarının susuzluğunu hazırlıyor. Hepimiz günlük hayatımızda suyu daha dikkatli tüketmeli, “nasıl olsa baraj var” anlayışını bir kenara bırakmalıyız.
Siyasetçilere düşen görev ise kısır polemiklere saplanmak değil, ortak akılla hareket ederek Karaman’ın geleceğini kurtaracak adımları atmaktır. Su meselesi siyaset üstüdür; çünkü susuz kalan bir şehirde ne övünç işe yarar ne de eleştiri…
Karaman’ın suyu hepimizin hayatı demektir. O halde siyasetçisiyle, çiftçisiyle, şehirlisiyle, köylüsüyle bu konuda ortak bir sorumluluk taşıyoruz. Bugün tasarruf edip, bugün önlem alırsak; yarın musluklarımızdan su akmaya devam edecek.







