“Sular hep aktı geçti, kurudu vakti geçti…”
Büyük gönül eri Yunus Emre’nin bu dizeleri, yüzyıllar öncesinden bugün Karaman’a sesleniyor sanki. O günlerde bollukla akan dereler, pınarlar, insanın susuzluğunu gideren kaynaklar vardı. Bugün ise Karamanlılar musluklarından suyun ne zaman akacağını hesap etmek zorunda kalıyor.
Yaklaşık iki yıldır Karaman’ın en büyük gündemi su krizi. Barajlarımız kurudu, kuyularımız çekildi, yeraltı suları alarm veriyor. Kimi mahallelerde musluklardan günlerce damla akmıyor. Yetkililer “arıza var” diyor ama vatandaş artık biliyor ki sorun yalnızca teknik değil, derin ve yapısal bir mesele.
Karaman’ın suyu yalnızca bir mühendislik veya belediye işi değil; aynı zamanda bir gelecek meselesi. Çünkü suyu yönetemeyen şehir, büyüyemez. Suyu koruyamayan toplum, yarınını garanti edemez. Tarımdan sanayiye, sağlıktan eğitime kadar her alan bu krizden etkileniyor.
Ama işin en acı tarafı, bizler yıllarca bu gidişatı görmezden geldik. Bir yanda bilinçsiz tarımsal sulamalar, diğer yanda altyapı eksiklikleri ve plansız büyüme… Bugün geldiğimiz noktada Yunus’un dediği gibi, “nice han, nice sultan” gibi biz de suyu elden kaçırdık.
Şimdi yapılması gereken bellidir:
Tasarruf bilinci toplumsal bir seferberlik haline getirilmeli.
Altyapı yatırımları bir an önce tamamlanmalı.
Alternatif su kaynakları üzerine bilimsel çalışmalar yapılmalı.
Yerel yönetimler ve merkezi iktidar sorumluluğu birbirine atmak yerine çözüm için omuz omuza vermeli.
Çünkü su, siyasetin değil yaşamın meselesidir. Susuzluk, parti ayrımı yapmaz; çocuğun da yaşlının da, çiftçinin de sanayicinin de kapısını çalar.
Yunus’un hatırlattığı gibi dünya bir penceredir, bizden öncekiler baktı geçti. Biz de bakıp geçersek, bizden sonrakilere kurak bir şehir, kurumuş çeşmeler, çatlamış topraklar bırakırız.
Karaman’ın susuz kalmaması için bugünden harekete geçmek şarttır. Çünkü su hayattır, su gelecektir.







