Bugün 7 Ekim…
Soykırımcı haydut İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik başlattığı insalık dışı saldırıların yıl dönümündeyiz.
Gazze’de yaşanan büyük insanlık dramının üzerinden üç yıl geçti.
Takvimler değişti. Hükümetler değişti. Manşetler değişti. Dünya gündemi defalarca değişti.
Ama Gazze’nin acısı bitmedi.
Bir ateşkes ilan edildi; fakat ateşkes, Gazze’ye gerçek anlamda huzur getirmedi. Saldırılar, can kayıpları, yerinden edilmeler ve ağır insani kriz devam etti. Birleşmiş Milletler’in Eylül ve Ekim 2026 raporları, Gazze’de sivillerin hâlâ saldırılar, yıkım, barınma sorunları, sağlık hizmetlerindeki yetersizlik ve yardım kısıtlamalarıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Çocuklar hâlâ korkuyla büyüyor.
Anneler hâlâ evlatlarının ardından ağlıyor.
İnsanlar hâlâ yıkılmış evlerinin, kaybettikleri yakınlarının ve paramparça olmuş hayatlarının arasında yaşamaya çalışıyor.
Dünya ise çoğu zaman başka gündemlere yöneliyor.
Gazze unutuldu mu?
Belki tamamen unutulmadı.
Ama asıl soru şu:
Gazze’nin yaşadığı acı, dünyanın vicdanında yeterince yer buluyor mu?
Çünkü bir yerde savaşın manşetlerden düşmesi, oradaki insanların acısının sona erdiği anlamına gelmez.
Gazze’de hâlâ yüz binlerce insan güvensiz ve yetersiz barınma koşullarında yaşamaya çalışıyor. BM, Eylül 2026'da Gazze nüfusunun yüzde 94'ünün acil barınma ve temel ev ihtiyaçları konusunda yardıma ihtiyaç duyduğunu, hanelerin yüzde 65'inin ise çadırlarda veya derme çatma barınaklarda yaşadığını bildirdi.
Bu rakamların her biri bir insan hayatıdır.
Bir anne.
Bir baba.
Bir çocuk.
Bir aile.
Bir yarım kalmış hayat…
Zulmün bahanesi olmaz
İslam'ın en büyük haramlarından biri zulümdür.
Zulüm, kimin yaptığına göre değişmez.
Bir İsrailli sivilin öldürülmesi nasıl kabul edilemezse, Filistinli bir çocuğun öldürülmesi de kabul edilemez.
Bir rehinenin acısı nasıl görmezden gelinemezse, evladını kaybeden Gazzeli bir annenin acısı da görmezden gelinemez.
Masumun dini, milleti, dili ve coğrafyası olmaz.
Bir masumun hayatı, başka bir masumun hayatından daha değerli değildir.
7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısını bahane ederek, Gazze'deki milyonlarca sivilin topluca cezalandırılmasının veya sivillerin maruz kaldığı ağır insani koşulların gerekçesi olarak kullanılamaz.
Peki dünya ne yaptı?
Birleşmiş Milletler toplantıları yapıldı.
Açıklamalar yayımlandı.
Kınamalar yapıldı.
Diplomatik girişimlerde bulunuldu.
Ateşkes ilan edildi.
Ama Gazze'de hayat hâlâ normale dönmedi.
BM'nin son raporları, ateşkese rağmen saldırıların sürdüğünü, Gazze'nin büyük bölümünün erişim kısıtlamaları altında olduğunu ve insani ihtiyaçların çok ağır seviyede bulunduğunu bildiriyor.
O halde artık sadece şunu sormak yetmez:
“Gazze'yi konuşuyor muyuz?”
Daha önemli soru şudur:
“Gazze'deki insanların hayatını gerçekten değiştirecek ne yapıyoruz?”
Sessizlik de tarihe yazılır
Bir gün çocuklarımız bize soracak:
“Gazze'de çocuklar ölürken dünya ne yaptı?”
“İnsanlar evlerinden edilirken ne yaptı?”
“İnsanlar açlık ve yoksulluk içinde yaşarken ne yaptı?”
“Evler, hastaneler ve yaşam alanları yıkılırken ne yaptı?”
Onlara yalnızca;
“Toplantılar yapıldı.”
“Bildiri yayımlandı.”
“Kınama mesajları yayınlandı.”
diyebilecek miyiz?
Yoksa;
“İnsanlığımızı kaybetmemek için elimizden geleni yaptık.”
diyebilecek miyiz?
İşte asıl imtihan budur.
Gazze bize ne söylüyor?
Gazze bize şunu hatırlatıyor:
Güçlü olmak haklı olmak değildir.
Silaha sahip olmak adalet sahibi olmak değildir.
Devlet olmak, yapılan her şeyi meşru hâle getirmez.
Uluslararası hukuk herkes için geçerli değilse, adalet duygusu yara alır.
Bizim meselemiz bir halka düşmanlık etmek değildir.
Bizim meselemiz Yahudi düşmanlığı hiç değildir.
Bizim meselemiz zulme karşı çıkmaktır.
Kim yaparsa yapsın.
Yazarın Diğer Yazıları
- İslam'ı Değil, Yanlışı Eleştirelim - 04 Ekim 2026
- İNSAN İNSANA EMANETTİR... - 08 Eylül 2026
- Nereye? - 06 Eylül 2026
- Uyanış: 59 Yıllık Bir Gazete, Bir Şehrin Hafızası - 03 Eylül 2026
- ELÇİBEY: TURAN SEVDASININ AZERBAYCAN'DAKİ SEMBOLÜ - 21 Ağustos 2026
- Ardından Konuşmak Değil, İbret Almak - 03 Ağustos 2026
- Orman Yanarsa, Sadece Ağaçlar Yanmaz - 31 Temmuz 2026
- Kapitalizmin En Büyük Hediyesi: Vicdan ile Cüzdan Arasında Bırakılan İnsan - 23 Temmuz 2026
- Şehirlerin Renkli Hafızaları - 13 Temmuz 2026
- Mehterin Sesi: Tarihin Hafızası mı, Diplomatik Mesaj mı? - 08 Temmuz 2026
- Muharrem Ayı ve Aşure Günü - 25 Haziran 2026
- Devlet ile Millet Arasındaki Güven Bağı... - 25 Haziran 2026
- KUDÜS'E VALİ OLMAK... - 18 Haziran 2026
- Karaman Meydanından Bugüne: Süleyman Demirel'i Hatırlarken - 18 Haziran 2026
- Türkçenin Sancağı: Karamanoğlu Mehmet Bey'den Yunus Emre'ye - 11 Mayıs 2026
- Gösterişin Gölgesinde Kalan Hakikat - 02 Mayıs 2026
- 23 Nisan… - 22 Nisan 2026
- Çocuğu Değil, Kendini Terbiye Et - 17 Nisan 2026
- Ortadoğu'da Ateşi Büyüten Karar: İsrail'den Yeni Bir Soykırım - 04 Nisan 2026
- Şiddetin Normalleştiği Bir Toplum İflah Olmaz! - 23 Mart 2026







