Kur’an’ın önemli bir bölümünde geçmiş kavimlerin yaşadıkları anlatılır. Nûh Aleyhisselâm’ın kavmi, Âd, Semûd, Lût kavmi ve Firavun’un zulmü; onların ve zulme ortak olanların akıbetleri bizlere ibret olması için anlatılmıştır. Bu kıssaları okuduk, dinledik ve üzerinde düşündük.
Bugün ise dönüp kendimize baktığımızda, insan ilişkilerinde ciddi bir savrulma yaşadığımızı görmek mümkün.
Özellikle pandemi sonrasında birbirimize karşı tahammülümüzün, anlayışımızın ve sabrımızın azaldığını hissediyoruz. İçinde yaşadığımız dünya, sürekli kıyaslamayı ve daha fazlasını istemeyi teşvik ediyor. Herkes dışarıyla yarışıyor; daha güzelini, daha başarılısını, daha iyisini ararken bazen elimizdekilerin ve hayatımızdaki insanların kıymetini gözden kaçırıyoruz.
Kadını erkeğe, erkeği kadına karşı konumlandıran söylemler de giderek daha fazla görünür hâle geliyor. Oysa belki de birbirimize karşı cephe almak yerine birbirimizi anlamaya daha çok ihtiyacımız var.
Sadakat, mahremiyet, sabır, fedakârlık ve emek gibi değerlerin yerini; beğenilme arzusu, kıyaslama ve sürekli daha iyisini arama düşüncesi aldığında, ilişkilerimizin de bundan etkilenmesi kaçınılmaz oluyor.
Belki de önce birbirimizi suçlamayı değil, kendimize dönüp bakmayı öğrenmeliyiz.
Çünkü mesele Alfa olmak, Diva olmak, kazanmak ya da herkesten daha fazla seçeneğe sahip olmak değil.
Asıl mesele, iyi ve ahlaklı bir insan olabilmek.
Kalbi kırmaktan çekinen, sözüne güvenilen, sadakati bilen, nefsinin her isteğini doğru kabul etmeyen; sevdiğinde emek vermeyi, gerektiğinde sabretmeyi ve hatasında özür dilemeyi bilen bir insan…
Nereye gittiğimizi kesin olarak bilmiyorum. Fakat aklımızı, vicdanımızı ve ahlâkımızı yeniden merkeze almazsak; ilişkilerimizde birbirimizi yormaya, mutsuz evlilikler yaşamaya ve sonunda sevgiyi, güveni ve evliliği sorgulamaya devam edebiliriz.
Belki de bugün ihtiyacımız olan, birbirimizden daha iyisini aramak değil; önce kendimizin daha iyisi olmaya çalışmasıdır.
Aynaya baktığımızda Alfa ya da Diva değil; ahlâklı, merhametli, güvenilir ve kalbi tüy kadar hafif bir insan görebilmek…
Belki de çıkış yolu, düşündüğümüzden daha yakındır:
Önce kendimizi düzeltmek.






