Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yönelik barış çağrısı, siyaset arenasında büyük yankı uyandırdı. Yıllardır terör örgütü PKK’ya ve onun liderine karşı sert bir tutum sergileyen Bahçeli’nin, aniden böyle bir çıkış yapması birçok soruyu beraberinde getirdi. Peki, bu çağrı sadece bir jest mi, yoksa arkasında derin bir strateji mi yatıyor?
PKK'nın Çöküşü ve Öcalan'ın Çıkmazı
Öcalan’ın PKK’nın feshedilmesini istemesi, onun barışsever bir ruh haline büründüğünden değil, örgütün artık işlevini yitirdiğinin farkına varmasındandır. Türkiye’nin kararlı mücadelesi ve sınır ötesi operasyonları, PKK’yı ciddi şekilde zayıflatmış durumda. Irak ve Suriye’de alan hâkimiyetini kaybetmiş, lojistik desteği büyük ölçüde kesilmiş bir örgüt var karşımızda.
Öcalan, uzun süredir tecrit altında ve örgüt içindeki kontrolü de giderek azalıyor. Onun bu çağrıyı yapması, büyük ihtimalle kendisine "umut hakkı" tanınacağına dair bir beklentiden kaynaklanıyor. Ancak devletin bu konuda net olduğu biliniyor: Terörle mücadelede geri adım atılmayacak.
Bahçeli Neden Bu Çıkışı Yaptı?
Devlet Bahçeli’nin çağrısını anlamak için büyük resme bakmak gerekiyor. Öncelikle, PKK’nın tasfiyesinin Türkiye’nin güvenliği açısından stratejik bir gereklilik olduğu açık. Ancak, bu tasfiyenin nasıl gerçekleşeceği de önemli. Bahçeli, burada bir mesaj veriyor: “PKK, kendi içinde bu işi sonlandırmalı.”
İkinci olarak, bu çağrının siyasi bir yönü de var. Türkiye’nin önümüzdeki süreçte iç ve dış politikada önemli adımlar atması bekleniyor. Özellikle Irak ve Suriye’de Türkiye’nin güvenlik politikaları şekillenirken, PKK’nın devre dışı kalması, bölgedeki yeni dengeler açısından kritik bir konu. Bahçeli’nin çıkışı, bu denklemin bir parçası olabilir.
Üçüncü olarak, Türkiye’nin Kürt vatandaşlarıyla ilgili politikalarında, terör örgütünün tamamen devre dışı bırakıldığı yeni bir dönemin hazırlığı söz konusu olabilir. Zira Türkiye’de Kürt vatandaşlar, PKK’nın savunduğu ayrılıkçı tezleri büyük ölçüde benimsemiyor. Göç, evlilikler ve ortak yaşam, toplumu birbirine daha da entegre etti. Özerklik ya da federasyon gibi taleplerin gerçekçi olmadığı da açık.
Sonuç: Stratejik Bir Hamle mi?
Bahçeli’nin çağrısı, devlet aklının yeni bir hamlesi olabilir. PKK’nın yenilgisi ortada ve bu süreçte örgütün kendi içinde çözülmesi, devletin elini güçlendirebilir.
Öcalan'ın İlk Çağrısı Karşılık Bulacak mı?
Öcalanın çağrısı 'kayıtsız, şartsız' bir çağrı gibi görünsede baktığımız zaman ek cümlelerde silahın bırakılması için hukuki bazı düzenlemelerin yapılması şart koşulmuş. Yani kayıtsız, şartsız değil şart var ortada.
Öcalan'ın ilk çağrısına karşılık kandilden gelen cevap tam net olmamakla birlikte, Öcalan’ın bu hamlesine örgütün sivil kanadı KCK ve Suriye kanadı PYD tarafından nasıl bir cevap verileceği ve örgütün kalan unsurlarının nasıl bir tavır alacağı, önümüzdeki dönemde netleşecek.
Bir gerçek var ki, Türkiye terörle mücadelede geri adım atmayacaktır. Bahçeli’nin bu çağrısı, bir müzakere masasına değil, bir kapanış sürecine işaret ediyor olabilir. Zaten PKK’nın geldiği nokta, onu kendi sonunu ilan etmeye mecbur bırakıyor.






