Bugün Anneler Günü…
Yine çiçeklerin en çok satıldığı, sosyal medyanın “canım annem” paylaşımlarıyla dolup taştığı bir gündeyiz. Bugün her şey “anneler” için gibi görünse de, acaba gerçekten annelik nasıl bir yerde duruyor hayatımızda? Özellikle de anneliği bir “görev” değil de “gönüllü bir emek” olarak göğüsleyen ev hanımları için?
Anne baba olunca insan, kendi annesini babasını daha iyi anlıyor. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini, yorgunlukların aslında bir nevi sevda olduğunu o zaman kavrıyor. Ve anlıyor ki hiçbir navigasyon cihazı, bir insanın hayatına annesi kadar doğru yön veremez. O yüzden bu vesileyle başta Havva annemiz olmak üzere, tüm annelerin Anneler Günü’nü yürekten kutluyorum.
Ama kutlamanın ötesinde biraz dertleşelim istiyorum.
Bugün annelik, kapitalist sistemin çarklarında yalnızca “çalışan kadın” kimliğine indirgenmiş durumda. Sanki evde kalan, çocuk büyüten, evi çekip çeviren kadınlar hiç emek vermiyormuş gibi. Oysa asıl iş orada başlıyor. Evlatlarını sıcak bir çorbayla okuldan karşılayacak vakti olan bir annenin verdiği emek, görünmeyen ama nesil inşa eden bir emektir.
Devletimiz çalışan anneler için bazı teşvikler sağlıyor. Ne güzel. Ancak evde kalıp çocuklarına bakan anneler için aynı destekler yok denecek kadar az.
Kadınlar çalışmasın demiyorum. Ama mecbur kaldıkları için çalışmak zorunda kalmasınlar. Eşlerin maaşları biraz daha iyileştirilse, aileler biraz daha nefes alsa belki birçok kadın çocuklarının büyümesine eşlik etme şansını yeniden yakalayacak. Bir anneye, “Biraz dinlen” diyebilen bir sistem inşa edilmeli artık. Çünkü annelik, tam mesai değil; ömürlük bir vazifedir.
Kadınlar evleriyle barıştırılmalı.
Kurabiye kokusunun yeni bir çantadan daha anlamlı olduğu, kapanmayan gardıropların aslında kapanmayan yaralar açtığı anlatılmalı.
Bir nesil heba olmak üzere.
Anneli çocuklar, annesiz büyüyor. Çocuklar bakıcıların insafına, ekranların merhametine terk ediliyor. Kadın istihdamını artırma politikaları, mutsuz anneler ve daha da önemlisi mutsuz çocuklar yaratıyor. Bir ülkenin geleceği aile ise, elimizde kalan bu son kaleyi yıkmak pahasına “modernleşiyoruz”.
Oysa annelik sadece bireysel bir rol değil, toplumsal bir yatırımdır.
Ev hanımlığını itibarsızlaştıran yayınlara, söylemlere, politik yönlendirmelere dur denilmeli. Devletimiz, ev hanımlarını korumalı, anneliği desteklemeli, evde kalmayı bir mecburiyet değil, tercihe dönüştürecek şartları sağlamalıdır.
Bugün Anneler Günü.
Çiçek vermekten daha büyük bir hediye varsa, o da annelere hak ettikleri değeri ve desteği vermektir.
Çünkü kurabiye kokusu, bir nesli iyileştirebilir.







