Uzun zamandır yazıyorum. Yazarken kimseyi hedef göstermemeye, hiçbir kurumu tartışmanın merkezine koymamaya özen gösteriyorum. Çünkü mesele kişiler değil; sistemin işleyişi, ölçünün korunması ve ortak aklın güçlenmesidir.
İçinden geçtiğimiz dönem, hepimize daha fazla sorumluluk yüklüyor. Zaman zaman düşüncenin yeterince karşılık bulmadığını, emeğin görünür olmakta zorlandığını, erdemin sabırla sınandığını görüyoruz. Bu bir serzeniş değil; daha iyisini arama çabasıdır. Çünkü sorunları konuşmak, devlete zarar vermez; aksine devlet aklını besler.
Devlet aklı dediğimiz şey; günübirlik reflekslerle değil, uzun vadeli bir adalet ve istikrar perspektifiyle hareket etmektir. Devlet; bir partiye, bir gruba ya da bir döneme ait değildir. Devlet, milletin ortak hafızası ve ortak emanetidir. Bu emaneti güçlü tutan ise liyakat, ehliyet ve adalet ilkeleridir.
Bugün ihtiyacımız olan şey; kamplaşmayı büyütmek değil, ortak zemini güçlendirmektir. Eleştiri; yıkmak için değil, yapıyı daha sağlam kılmak içindir. Uyarı; düşmanlık değil, aidiyet göstergesidir. Çünkü aidiyet hissi olmayan eleştirmez; uzaklaşır.
Eğitimde daha ileri gitmek istiyorsak, gençlerimizin önünü açan, akademik özgürlüğü ve liyakati esas alan bir anlayışı güçlendirmeliyiz.
Ekonomide kalıcı bir rahatlama arıyorsak, üretimi önceleyen, şeffaflığı artıran ve hesap verebilirliği doğal bir kültür hâline getiren bir yönetim anlayışını derinleştirmeliyiz.
Hukuk alanında güveni tahkim etmek istiyorsak, yargının bağımsızlığına ve adalet duygusunun toplumun her kesiminde hissedilmesine daha fazla özen göstermeliyiz.
Devlet aklı; sabırla, istişareyle ve ortak vicdanla büyür. Kırmadan konuşmak, ötekileştirmeden uyarmak ve çözüm üretmek bu aklın bir parçasıdır. Çünkü güçlü devlet, eleştiriden korkan değil; eleştiriyi kendini geliştirme imkânı olarak gören devlettir.
Sözüm kişilere değil; daha sağlam bir geleceğe yöneliktir.
Niyetim karşı çıkmak değil; ortak iyiyi büyütmektir.
Gayem üstün gelmek değil; emaneti daha güçlü yarınlara taşımaktır.
Umudu diri tutmak zorundayız. Çünkü bu ülke, sağduyusunu ve ortak aklını kaybetmediği sürece her zorluğu aşacak birikime sahiptir.
Gerisi hepimizin sorumluluğu ve vicdanıdır.







