21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü Üzerine
“Gazetecilikte husumet değil, dayanışma olmalı; gazeteci güçlünün, haksızın, adaletsizliğin değil, halkın, haklının, hakkın sesi olmalıdır.”
Her mesleğin içinde zaman zaman çürük elmalar olabilir; gazetecilik de bundan muaf değil. Ancak birkaç kişinin yanlış tutumu üzerinden tüm camiayı töhmet altında bırakmak, Karaman’da yıllarını gazeteciliğe adamış meslektaşlarımıza büyük bir haksızlıktır.
Ne yazık ki son yıllarda “meslektaşını itibarsızlaştırmak” adeta alışkanlık hâline geldi. Oysa bu yaklaşım, zaten birçok zorlukla mücadele eden gazetecilere zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Gazetecilik; halkın haber alma hakkını koruma, doğru bilgiyi kamu yararına sunma ve toplumsal bilinci güçlendirme mesleğidir. Bu mesleğin onurunu korumak, Karaman’da da Türkiye’nin dört bir yanında da hepimizin ortak sorumluluğudur.
Yerel basın bir şehrin aynasıdır. Karaman basını da bu aynayı yıllardır elinde tutuyor. Fakat artık bu aynada kırıklar çoğalıyor. Maddi imkânsızlıklar, ilan gelirlerinin azalması, kurumların basına karşı mesafeli tutumu ve dijital medyanın hızlı yükselişi, yerel basını ayakta kalma mücadelesine zorlamaktadır.
Bu şartlar altında gazetecilerin birbirine destek olması gerekirken, kimi zaman küçük rekabetlerin yerini gereksiz husumetler alıyor. Oysa gazetecilikte husumet değil, yarış olmalıdır. Bu yarış; daha doğru haberi kim verecek, topluma daha faydalı bilgiyi kim ulaştıracak yarışıdır. Meslektaşını yıpratmak değil, mesleğini yüceltmek olmalıdır asıl hedef.
Bir diğer önemli konu da, gazetecilerin siyasetin oyuncağı hâline gelmemesidir. Siyasi çıkarların, kişisel yakınlıkların veya makam beklentilerinin haber dili üzerinde etkili olması; gazeteciliğin bağımsız ruhunu öldürür. Kalemini güce değil, hakikate teslim eden bir gazeteci; sadece halkın değil, tarihin de vicdanında yer bulur. Unutmayalım ki gazeteci, siyasetin değil hakkın ve halkın sesi olmalıdır.
Karaman’da pek çok değerli gazeteci, her türlü baskı ve zorluğa rağmen görevini sürdürüyor. Ermenek’ten Sarıveliler’e, Ayrancı'dan Başyayla'ya, Karaman Merkez’den Kazımkarabekir’e kadar; haberinin arkasında duran, kalemini satmayan, hakikatin izini süren meslektaşlarımızın emeğini görmezden gelmemek gerekir.
Elbette eleştiri olacaktır; ancak eleştirinin yapıcı olması, mesleğin saygınlığını zedelememesi gerekir. Kendi meslektaşını küçük düşürmek, gazeteciliğin toplumsal güvenilirliğini sarsar.
Bugün, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü.
Bu vesileyle; kalemini onurla taşıyan, adaletin yanında duran, her türlü haksızlığın karşısında yer alan ve halkın haber alma hakkını savunan tüm onurlu meslektaşlarımın gününü kutluyorum.
Ayrıca, ahirete intikal etmiş tüm basın emekçilerini rahmetle anıyor; geçmişte gazetecilik yapmış, bugün de bu mesleği onurla sürdüren büyüklerimin ve bu yola yeni adım atan genç kardeşlerimin 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü’nü kutluyorum.
Birbirimizi yıpratmak yerine, omuz omuza vererek gazeteciliğin onurunu korumamız gereken bir dönemdeyiz. Unutmayalım: Basın özgürlüğü, ancak meslektaş dayanışmasıyla anlam kazanır.
Geçmişte Karaman basını da bu yollardan geçti; ama birbirimizi aşağılamadık. Aramızda husumet yoktu, arasıra kırgınlıklar dargınlıklar olsa bile kamuoyuna yansıtmadık, kendi aramızda çözdük. Özellikle 80'li 90'lı yıllarda gazeteciliğin itibarı daha yüksekti.
Unutmayalım:
Meslektaşını itibarsızlaştırmak, gazeteciliği yıpratır;
Karanlık güçlerin değil, hakikatin yanında duran gazeteci ise mesleğin onurunu yaşatır.







