Kim ne derse desin, kim eleştirirse eleştirsin; bugün gelinen noktada İsrail ile Hamas arasındaki barış görüşmelerinde Sumud Hareketi’nin büyük bir payı vardır. Çünkü bu hareket, sadece bir siyasi duruş değil, insanlığın vicdanından yükselen bir çığlıktı.
Baktılar ki dinlisiyle dinsiziyle, Müslümanıyla Hristiyanıyla insanlar bir uyanış hâlinde… Zulme karşı tepkiler çığ gibi büyüyor, sessizlik duvarlarını aşıyordu. Sumud, sadece Filistin’in değil, insanlığın ortak direnişinin sembolü hâline geldi.
Devletler sustu, hükümetler görmezden geldi belki… Ama vicdanlar susmadı.
Sokaklarda, meydanlarda, sosyal medyada yükselen bu sesler, güç sahiplerinin hesaplarını değiştirdi. En sonunda gördüler ki gerçek barış, tanklarla, silahlarla değil; vicdanın sesiyle mümkündür.
Dünyanın dört bir yanından, özellikle Batı ülkelerinden, kelle koltukta emperyalizme ve siyonizme meydan okuyan, Sumud filosuna katılan cesur insanları gönülden kutluyorum. O gemilere binip özgürlük için yola çıkan, sonra İsrail tarafından alıkonulup devletimizin ve diğer devletlerin devreye girmesiyle serbest bırakılan insanlar, zulmün gerçek yüzünü tüm dünyaya gösterdiler.
Sumud filosuna katılan herkes, ayırım yapmaksızın saygındır ve aynı kutlu amaç uğruna canlarını, kanlarını ortaya koymuş yürekli insanlardır. Yaptığınız her eleştiri, kişi farketmeksizin, sonuçta kimlerin işine yarıyor hesap ederek konuşalım. Sumud filosunu itibarsızlaştırma tuzağına alet olmayalım ve asıl gündemimizi unutmayalım..
Bazı çevreler onların kurtulduktan sonra sevinçle gülümsemelerini eleştirdi. Oysa bu, onların mücadelesini küçümsemektir. Gülümsemeleri bir zafer değil, zulme rağmen umudu korumanın, insan kalmanın sembolüdür.
Ve biz biliyoruz ki; hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmez, hiçbir mazlumun duası da karşılıksız kalmaz.
Allah'ım,, barışı dillerde değil kalplerde yerleştir.
Mazlumların ahını duyan, zalimlerin oyunlarını bozan Sensin.
Bizi vicdanını yitirenlerden değil, vicdanı için direnenlerden eyle.







