Otoyollarımızda artık sık sık radar cihazlarıyla karşılaşıyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu sistemler, trafik güvenliği adına önemli bir işlev görüyor. Ancak uygulamanın bazı detayları, kamuoyunda haklı soru işaretlerine yol açıyor.
Örneğin, 110 km hızla ilerlerken bir anda hız sınırının 50 km’ye düştüğünü gösteren bir tabelayla karşılaşıyorsunuz. Tepki vermeye çalışsanız da fizik kuralları gereği hızınızı hemen düşürmeniz mümkün olmuyor. O noktada ise radar devreye giriyor ve cezai işlem uygulanıyor.
Elbette ki trafik kuralları can güvenliğimiz içindir. Hız sınırlarına uymak hem kendimizi hem başkalarını korumak adına elzemdir. Ancak burada önemli olan, bu kuralların adil, anlaşılır ve kademeli şekilde uygulanmasıdır.
Devletin amacı ceza kesmek değil, önleyici bir rehber olmak olmalı. Sürücüleri bilgilendiren, hazırlıklı olmalarını sağlayan, güvenliği ön planda tutan bir yaklaşım herkese kazandırır.
Adalet duygusu sadece mahkeme salonlarında değil, günlük hayattaki uygulamalarda da şekillenir. Vatandaş, devletin iyi niyetine güven duyarsa kurallara da daha kolay uyum sağlar.
Bu vesileyle hatırlatmak gerekir ki, kamu yönetiminde şeffaflık, iyi niyet ve ahlak her zaman yol gösterici olmalıdır. Sorunları birlikte konuşarak, anlayışla çözebileceğimize olan inancımızı koruyoruz. Biz hâlâ akıl ve adaletle yönetilen bir memleketin hayalini kuruyoruz. Ancak, vatandaşa Deli Dumrul cezaları uygulayıp imtiyazlılara ceza kesilmiyorsa, vatandaşa dürüstlük dersi vermek de nafiledir.







