Reklam
Veysel Göktekin

Veysel Göktekin


Bugün 28 Şubat, mazlumların acı çektiği gün...

28 Şubat 2021 - 15:00 - Güncelleme: 09 Mart 2021 - 17:20

Bugün 28 Şubat
Mazlumların acı çektiği gün...
Evet o günden bugüne 24 yıl geçmiş.
O zor günleri yazanlardan değil, yaşayanlardan dinlemek lazım 28 Şubatı...
Irtica tehlikesi adı altında başlatılan ve dindar kesimi hedef alan baskı ve zulümler, akıl almaz algı oyunları ile desteklenerek ülkenin en önemli sorunu haline dönüştürülmüştür. Toplumu fişleme birimleri oluşturulmuş "kamusal alan" zorlama tabiri ile bir sürek avı haline getirilmiştir. Bu süreçte STK görünümlü bir çok dernek ve grup militarizmin gönüllü kolluk gücü olarak faaliyet yürütmüştür. En barışçıl özgürlük eylemleri şiddetle bastırılmış gazeteciler, sivil toplum mensupları, öğrenciler DGM'lerde idamla yargılanmıştır. Süreç içinde ki uygulamalar; insan hakları, hukukun üstünlüğü, eğitimde fırsat eşitliği, inanç özgürlüğü gibi anayasal hakları hiçe sayarken ulusal ve ulluslararası kurumlar ve sözleşmelerde yanlı tutumu ile meşruiyetini kaybetmiştir. "Gerkirse silah bile kullanırız" ifadesi mücadele edilen kitlenin terör örgütü olduğu algısı yaratılmaya çalıştırılmıştır. Darbeyi, baskı ve zulmü meşrulaştırıcı her türlü kaosda çeşitli entrikalarla oluşturulmuştur.
İlk memuriyetime 7 Şubat 1997 tarihinde Tekirdağ SSK İl Müdürlüğünde başladım.
1996 yılının Temmuz ayında askerden döndüm. 1996 Ekim ayında SSK'nın sınav açtığını duydum. Başvurular Ankaradan yapılıyordu.
Sadece başvuru formunu alabilmek için 2 gün sırada bekleyerek girdiğim sınav sonucunda Tekirdağ SSK İl Müdürlüğüne memur olarak atamam yapıldı. İlk göreve başladığımızda Refah Yol Hükümeti iktidarda idi. İlk göreve başladığımda kurumdaki arkadaşlar gayet sıcak ve samimi karşıladılar. Neredeyse tüm personel hoş geldin ziyayaretime geliyor, Refahyol hükümetine iltifatlar yapılıyordı. Refahyol döneminde işe başlayınca bizi de güya iktidara yakın biliyorlardı. Kurumun bodrum katında küçük bir mescit açılmış, memurların çoğu birbirlerini ite kalka vakit namazlarını kılıyorlardı. Bu durum 21 gün sürdü. Ardından o meşhur bin yıl sürecek denilen 28 şubat süreci başladı. Mescitte namaz kılan üç beş kişi kaldı. Artık, 28 Şubatla birlikte yeni bir süreç başlamıştı. İlk geldiğimiz günlerde yapılan iltifatların yerini alaycı ve tehditkar davranışlar almıştı. İltifatlar yerine gerici, yobaz gibi cümleler kurmaya başladılar. Serviste çalışırken, 28 Şubat sürecinden sonra bodrum kattaki arşive gönderdiler. Yaklaşık 6-7 ay boyunca bodrum katta dosyalara evrak attım. Kurumda çalışan bazı arkadaşlar dahili telefonlardan arayıp, sizi işten atacaklar diye tehdit ediyorlar güya bizimle kafa buluyorlardı. Yeni olduğumuzdan kimin aradığını, nereden aradındığımızı  bilemiyorduk.
Aynı dönemde 26 arkadaşla birlikte işe başlamıştık. Etrafımızda, bu arkadaşlardan ancak, 5-6 kişi kalmıştı. Bizimle aynı dönemde işe başlayan arkadaşların çoğu bizden selamı sabahı kesip uzak durmaya başladılar. Uzak duran arkadaşların bazıları zarar görmemek için güya onlar gibi görünmek için saf değiştirdiklerini söylüyorlardı.
İleriki zamanlarda 28 Şubat karşıtı olan arkadaşlara karşı mobingler arttı. 28 Şubat karşıtlarına gerici, yobaz gibi algılar yapılmaya başlandı. Başörtülü bayan arkadaşların işleri bizlere göre çok daha zordu. Süreçle birlikte başörtülü arkadaşlara soruşturmalar başladı. Soruşturmalar sonucunda kimisi sürgün edildi, kimisi ceza almamak için peruk takmak zorunda kaldılar, kimisi de istifa etmek zorunda kaldılar. Bayan arkadaşlardan başlarını ısrarla açmayanların ise memuriyetlerine son verildi. O süreçte birlikte çalıştığım arkadaşlarım şahittir ki, 28 Şubat sürecinde bizde çeşitli sıkıntılar çektik ancak, hiç bir zaman ümidimizi yitirmedik. ''Tarihin hiç bir döneminde zulüm payidar olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır''  inancını hep diri tutup umutsuzluğa düşmedik.  Hep halimize şükrettik. O dönemde inananlara yaşatılan zulümlerin yanında bizim yaşadıklarımız çok hafif kalır çok hafif kalırdı. 
Bizimle aynı görüşte olmayan ancak, vijdan sahibi insanlar da yok değildi. Ancak, ellerinden bir şey gelmiyordu. 28 Şubat zulmüne onlarda karşıydılar. Bu vijdan sahibi insanlardan birisi ilk amirim şefim Sefa Bey, Fatoş hanım, Mustafa Bey gibi bazı arkadaşların iyiliklerini asla unutamam. Allah, onlardan razı olsun.
Şöyle bir geçmişe bakıyorum da. O gün yalpa yapanların, tutanak tutanların çoğu bugün 28 şubat narası atıyorlar. O gün yalpa yapanları, şahsi menfaati için kendini gizlemeye çalışan iki yüzlü mahlukları asla unutmadım ve unutmayacağım.
28 Şubat sürecinde yaşadıklarımı 2001 yılından sonra Memur-Sen başkanlığı yaptığım ilk dönemlerde de yaşadım. Memur-Sen'i Karaman'da ilk kurduğumuz süreçte üye çalışması için gittiğimiz kurumlarda memurlar korkularından, bizleri yanlarına oturtmuyorlar, çay söylemeye bile korkuyorlardı. Çünkü, 28 Şubat'ın artıklarından korktukları için bizden özellikle uzak duruyorlardı. Lütfen gelmeyin diye kibarca bizleri kovuyorlardı. 
Şimdi bakıyorumda 28 şubat sürecinde o safta yer alan ve saf değiştiren bu korkak, ürkek insanların çoğu şimdi Erbakan hocamızın bir numaralı savunucusu, Memur-Sen'in hamisi, 28 şubat karşıtı oldular.
Çünkü, onların çoğu 15 Temmuz geceside aynı yalpalığı yaptılar. Her zamanda yaparlar. Ama ne hikmetse kamuda güzel görevler alırlar. Çünkü, onlar bir şebeke, bunların her dönem adamları var. Bu alçaklar, bugünkü iktidarın içinde de rahatça cirit atıyorlar. 28 şubatın sillesini yiyen bizim gibi insanlar ise yine dışlanır. Tehlikeli diye yaftalanır. Nereye bir işi olacak olsa engellenir. Bizim duruşumuz yüzünden çoluğumuzun çocuğumuzun işleri bile halen engellenir. 
NF Kısakürek'in dediği gibi "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya" herkes mücahid oldu, herkes MGV li oldu, herkes Millî Görüşçü oldu. Bu davanın yiğit evlatları da kenarlarda kaldı. Şimdi ise sahteleri ön planda.
Sadece Üzülerek Gafleti İzliyorum.
28 Şubat'ın savunucuları hiç bir zaman bitmeyecek.
Çünkü bu dava Hâk ile batılın mücadelesidir.
Allah C.C. Bizleri Hâk'ın yanında yer almayı nasip etsin.
28 şubatı yaşayan, gören, şahit olan bir kardeşiniz olarak, Milli Görüşün Mimarı Erbakan Hocamıza ve bu davada hizmeti geçmiş, vefat eden bütün büyüklerimize Yüce Rabbim’ den rahmet ve mağfiret, hayatta olanlara da sağlık ve afiyetler diliyorum.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum