Muharrem ayı, İslam tarihinde hem bereketin hem de derin muhasebenin ayıdır. Bu ayın onuncu günü olan Aşure Günü, Hz. Musa'nın kavmiyle birlikte kurtuluşunu hatırlatan, peygamberlerin hayatından önemli hatıraları içinde barındıran müstesna bir gündür. Ancak aynı zamanda, Hz. Peygamber'in sevgili torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki Ehl-i Beyt mensuplarının Kerbelâ'da şehit edilmesi sebebiyle İslam ümmetinin ortak hüznünün de sembolüdür.
Hz. Osman'ın şehadetiyle başlayan büyük fitne döneminde Müslümanlar ağır imtihanlardan geçti. Daha fazla kan dökülmesini önlemek amacıyla Hz. Hasan, Muaviye ile sulh yolunu tercih etti. Tarih kaynaklarında yer aldığı üzere bu anlaşmanın ruhu, ümmetin birliğini korumak ve yönetimin yeniden istişare esasına göre belirlenmesini sağlamaktı.
Ancak daha sonraki süreçte yönetimin babadan oğula geçen bir saltanat anlayışına dönüşmesi, İslam siyaset düşüncesinde en çok tartışılan konulardan biri oldu. Hz. Hüseyin ise, birçok âlimin değerlendirmesine göre, makam veya iktidar hırsıyla değil; adaletin, meşruiyetin ve ümmetin ortak iradesinin korunması adına bir duruş sergiledi.
Kerbelâ'da yaşananlar yalnızca bir grup insanın şehit edilmesi değildir. O gün insanlığın vicdanı da ağır bir yara aldı. Ehl-i Beyt'e yapılan zulüm, asırlardır Müslümanların ortak acısı olarak yaşamaya devam etmektedir.
Muharrem ayını ve Aşure Günü'nü idrak ederken, Kerbelâ'yı sadece gözyaşıyla anmak yeterli değildir. Asıl görevimiz, Kerbelâ'nın verdiği mesajı doğru anlamaktır. Adaletin, istişarenin, hukukun ve liyakatin hâkim olmadığı; gücün haklılığın önüne geçtiği toplumlarda fitne ve ayrışma kaçınılmaz olur.
Bugün İslam coğrafyasına baktığımızda savaşlar, gözyaşı, yoksulluk ve kardeş kavgalarıyla karşılaşıyoruz. Elbette bunun tek sebebini tarihte yaşanan bir olaya bağlamak doğru değildir. Ancak Kerbelâ'nın bize öğrettiği bir gerçek vardır: Adalet zedelendiğinde, istişare terk edildiğinde ve güç hukukun önüne geçtiğinde, ümmet birlik ve dirliğini kaybeder.
Muharrem ayı hepimiz için yeniden düşünme ve öz eleştiri yapma vesilesi olmalıdır. Geçmişin acılarını bugünün ayrışmalarına malzeme yapmak yerine; Kur'an'ın emrettiği adalet, merhamet, istişare ve emanet bilincini hayatımıza hâkim kılmaya çalışmalıyız.
Kerbelâ'nın mesajı intikam değil, ibrettir. Kin değil, adalettir. Ayrışma değil, hakkın yanında durabilme cesaretidir.
Muharrem ayının ve Aşure Günü'nün, İslam âleminde kardeşliğin, adaletin, birlik ve beraberliğin yeniden güçlenmesine vesile olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.








